Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Türkiye'de boşanma aşamasındaki çiftler arasında en büyük uyuşmazlık konularından biri olan düğün takıları meselesinde tarihi bir emsal karara imza attı. Uzun yıllardır mahkemelerde istisnasız uygulanan "tüm takılar kadına aittir" kuralı, Yüksek Mahkeme'nin yayımladığı yeni hukuki kararla birlikte baştan aşağı değişti. Artık düğün merasimlerinde kime hangi takı takıldıysa, söz konusu eşya yasal olarak o kişinin mülkiyetinde kabul edilecek.
Yılların içtihadı değişti: Kime takıldıysa onun olacak
Boşanma davalarında mal paylaşımı süreci, özellikle ziynet eşyalarının kime ait olacağı konusunda büyük tartışmalara ve uzun süren davalara sahne oluyordu. Önceki yerleşik içtihatlara göre, düğünde takılan altın ve paraların tamamı, hediye kime verilmiş olursa olsun doğrudan kadının kişisel malı sayılıyordu. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, düğün takıları hakkındaki bu kuralı güncelleyerek mahkemelere yeni bir yön çizdi. Yeni kararla birlikte, evlenen taraflar arasında önceden yapılmış özel bir anlaşma bulunmuyorsa, ekonomik değere sahip takılar hukuken kime hediye edildiyse onun hakkı sayılacak.
Kadına özgü ziynet eşyaları gelinin hakkı
Yargıtay kararında dikkat çeken en önemli ayrıntılardan biri, takıların türüne ve kullanım amacına göre yapılan net ayrım oldu. Yeni hukuki düzenlemeye göre; bilezik, kolye, küpe veya özel setler gibi doğrudan kadına özgü olan ziynet eşyaları istisnasız olarak gelinin malı kabul edilmeye devam edecek. Buna karşılık, düğün sırasında damada takılan nakit para, çeyrek altın, tam altın veya kol saati gibi genel ekonomik değer taşıyan diğer tüm hediyeler erkeğin mülkiyetinde kalacak.
Ekonomik koşullar ve yerel adetler dikkate alınıyor
Yüksek Mahkeme, bu köklü hukuki değişikliğin gerekçesini, toplumdaki güncel ekonomik dinamiklerin ve yardımlaşma geleneklerinin zamanla değişmesi olarak açıkladı. Kararda, düğünlerde takılan takıların sadece geline hediye olarak değil, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan çiftlere maddi destek sağlama amacıyla da verildiği vurgulandı. Mahkemelerdeki paylaşım süreçlerinde, taraflar arasında bir sözleşme yoksa öncelikle o bölgenin yerel örf ve adetlerine bakılacak. Herhangi bir belirgin adet tespit edilemezse genel kural işletilecek ve takılar üzerindeki kişinin malı sayılacak.
Yerel mahkemenin kararı bozuldu
Milyonlarca kişiyi ilgilendiren bu emsal karar, çekişmeli bir boşanma davasında yaşanan anlaşmazlık sonucunda ortaya çıktı. Söz konusu davada gelin, düğün merasiminde damada takılan altı adet çeyrek altının da kendi yasal hakkı olduğunu iddia ederek konuyu mahkemeye taşıdı. Aile Mahkemesi ve devamındaki istinaf süreci, eski içtihatları göz önüne alarak kadının bu talebini haklı buldu. Ancak dosyayı nihai olarak inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bilirkişi raporlarında altınların açıkça damada takıldığının tespit edildiğinin altını çizdi. Yargıtay, söz konusu çeyrek altınların "kadına özgü ziynet eşyası" kategorisine girmediğini belirterek yerel mahkemenin kararını bozdu ve hukuk sistemine yeni bir standart getirdi.

