Bu durum ışığın retina üzerine düzgün odaklanmasını engelleyerek bulanık, çarpık ve dalgalı görmeye neden oluyor. İleri evrelerde ise ciddi görme kaybı yaşanabiliyor ve bazı hastalarda kornea nakli gerekebiliyor.
Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, geçmişte nadir görülen bir hastalık olarak değerlendirilen keratokonusun, gelişen tanı yöntemleri sayesinde aslında daha yaygın olduğunun anlaşıldığını ifade etti. Dünya genelinde yaklaşık her 2 bin kişiden birinde görülen hastalığın, Türkiye’de genç nüfusta her 100 kişiden 2’sinde görülebildiğine dikkat çekti.

Kemer, keratokonusun ortaya çıkmasında en önemli önlenebilir risk faktörlerinden birinin göz kaşıma alışkanlığı olduğunu belirterek, “Gözleri sık ve sert şekilde ovuşturmak korneanın yapısını zamanla zayıflatıyor. Özellikle alerjiye bağlı göz kaşıntısı yaşayan kişilerde bu risk daha da artıyor” dedi.
Çocuklar ve Gençler Daha Büyük Risk Altında
Uzmanlara göre özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde başlayan göz kaşıma alışkanlığı, hastalığın ilerleme hızını artırabiliyor. Keratokonus genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkarken, 30-35 yaşlarına doğru ilerlemesi yavaşlayabiliyor. Ancak göz kaşıma alışkanlığının sürmesi durumunda hastalık yetişkin yaşlarda da ilerlemeye devam edebiliyor.
Ailesinde keratokonus bulunan kişiler, sık gözlük numarası değişenler, nedeni açıklanamayan görme kaybı yaşayanlar ve alerjiye bağlı göz kaşıntısı olan bireylerin risk grubunda yer aldığı belirtildi. Uzmanlar, özellikle ailesinde hastalık öyküsü bulunan çocukların düzenli göz muayenesinden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bu Belirtiler Dikkate Alınmalı
Keratokonusun erken dönem belirtileri çoğu zaman basit bir gözlük problemiyle karıştırılabiliyor. Hastalıkta en sık görülen belirtiler arasında giderek artan bulanık görme, gözlükle tam düzelmeyen görme kaybı, sık gözlük numarası değişimi, gece görmede zorlanma ve ışıkların dağınık görülmesi yer alıyor.

Uzmanlar, erken teşhis sayesinde hastalığın ilerlemesinin büyük ölçüde durdurulabileceğini ve kornea nakli ihtiyacının azaltılabileceğini belirtiyor. Bu nedenle özellikle çocuklarda ve gençlerde göz kaşıma alışkanlığının hafife alınmaması gerektiği ifade ediliyor.
