İstanbul'da ocak ve şubat aylarında beklenen kar ile yağışın yeterli düzeyde gerçekleşmemesi, baraj doluluk oranları üzerinde doğrudan bir etki yarattı. Rezervlerin istenilen seviyeye ulaşamaması nedeniyle gözler tamamen ilkbahar aylarında düşecek yağışlara çevrildi. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay, Marmara Bölgesi genelinde güncel su seviyeleri hakkında durum değerlendirmesi yaptı. Verilen bilgilere göre, İstanbul'daki güncel oranlar yüzde 40 civarında seyrediyor ve barajların yaklaşık yüzde 60'lık kısmı boş durumda. Normal şartlar altında ocak ayı itibarıyla en az yüzde 60 oranının görülmesi gerektiğini belirten Albay, ideal rakamların yüzde 70 ile 80 arasında olduğunu vurguladı.
Barajlardaki Doluluk Oranları Beklentilerin Altında Kaldı
Aralık, ocak ve şubat aylarını kapsayan kış döneminde özellikle Marmara Bölgesi'nde beklenen kar yağışının alınamaması su planlamasını zorlaştırdı. Mayıs ve haziran dönemine girilirken mevcut oranların çok kritik bir eşik olduğu ifade ediliyor. Hazirana en az yüzde 70'in üzerinde bir dolulukla girilmesinin şart olduğu, aksi takdirde geçmiş yıllarda sonbaharda yaşanan su sıkıntılarının ağustos ayında görülmesinin muhtemel olduğu belirtiliyor.
İstanbul günlük üç milyon metreküpün üzerinde su tüketiyor
Yaz aylarında şehirdeki su tüketimi önemli ölçüde artarken, yükselen hava sıcaklıklarıyla birlikte buharlaşma da ciddi boyutlara ulaşıyor. Geçmişte buharlaşma çok kritik bir parametre olarak değerlendirilmezken, günümüzde barajlarda depolanan içme suyu miktarının büyük bir kısmı sıcaklık etkisiyle atmosfere geri dönüyor. Hazirana yüzde 80 seviyelerinde girilmesinin kasım ayına kadar şehri rahatlatacağı aktarılırken, bir yılın yağışlı geçmesinin gelecek yıl için kesin bir garanti oluşturmadığı da ekleniyor.
İklim Değişikliği ve Buharlaşma Su Bütçesini Doğrudan Etkiliyor
Şehrin en önemli su kaynakları arasında yer alan Melen Çayı mevcut sisteme büyük bir katkı sunuyor. Ancak kuraklığın iki yıl boyunca devam etmesi durumunda Melen Çayı'nın debisinde de düşüşler yaşanabileceği belirtiliyor. Kaynakların zayıflaması halinde barajları beslemek imkansız hale gelirken, güncel nüfus artışı su bütçesi açısından belirgin bir risk oluşturuyor.
Marmara Bölgesi nüfus ve su kaynakları dengesizliği yaşıyor.
Türkiye'deki toplam su varlığı miktarının yaklaşık yüzde 4'üne sahip olan Marmara Bölgesi, ülke nüfusunun yüzde 29'una ev sahipliği yapıyor. Bu durum nedeniyle sanayi ve nüfus yoğunluğunun mevcut su potansiyeline göre baştan aşağı yeniden planlanması gerektiği ifade ediliyor.
Sapanca ve İznik Gölleri İçin Alarm Verici Tablo Ortaya Çıktı
Kuraklık ve aşırı tüketim baskısı sonbahar aylarında Sapanca Gölü su seviyesinin 28,3 metre kotuna kadar düşmesine yol açtı. Son yağışların ardından bu seviye 28,8 metre kotuna çıkabilmiş olsa da gölde yaşanan durum ekosistem açısından alarm verici bir boyuta ulaştı. Hem Sakarya hem de Kocaeli için stratejik bir öneme sahip olan gölde su seviyesindeki birkaç santimetrelik düşüş bile milyonlarca metreküp kayba neden oluyor. İçme suyu ve sanayi baskısının aynı hızla devam etmesi halinde tablonun daha da ağırlaşacağı kaydediliyor.
Marmara havzasındaki diğer bölgelerde de benzer bir seyir izleniyor. İznik Gölü yüzlerce metreyi bulan çekilmelerle karşı karşıya kalırken, göl suyunun sanayi amaçlı kullanımı ekosistem üzerindeki baskıyı artırıyor. Olası bir su krizine karşı gri su kullanımının yaygınlaştırılması ve genel su verimliliğinin artırılması tavsiye ediliyor. Uzmanlar, barajlar tamamen dolu olsa dahi suyun her koşulda dikkatli kullanılması gerektiğini hatırlatıyor.



