İyon Denizi’nde geçtiğimiz Mayıs ayında keşfedilen ve uluslararası sularda güvenlik tartışmalarına yol açan patlayıcı yüklü insansız deniz aracı (İDA) kriziyle ilgili Ukrayna yönetiminden resmi bir açıklama geldi. Yunan makamlarının yaptığı teknik incelemeler sonucunda Ukrayna’ya ait olduğu anlaşılan aracın ardından, Atina yönetimi 28-29 Mayıs tarihlerinde Kiev’e diplomatik notalar ileterek durumu sorgulamıştı.
Diplomatik Temas ve Özür Mesajı
Gelen tepkiler ve diplomatik girişimler üzerine Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhii Tykhyi, sosyal medya platformu üzerinden bir açıklama yaparak Yunanistan'dan özür diledi. Ukrayna'nın, savaşın başından bu yana Yunanistan'ın sağladığı desteğe büyük önem verdiğini belirten Tykhyi, iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin korunmasının öncelikleri olduğunu ifade etti.
Sözcü Tykhyi açıklamasında, "Uluslararası ve bölgesel güvenliğe yönelik mevcut zorluklar, özellikle deniz güvenliği ve Rusya'nın faaliyetleri, hem Yunanistan hem de Ukrayna için ortak bir kaygı teşkil etmektedir. Ukrayna, uluslararası hukuk normlarına ve sivil deniz güvenliği ilkelerine olan bağlılığını vurgular" ifadelerini kullandı.
"Saldırganlığın Yol Açtığı Bir Durum"
Olayın meydana geliş biçimine ve arka planına da değinen Ukrayna yönetimi, söz konusu aracın mevcut savaş koşulları nedeniyle kontrolden çıkmış veya bölgeye sürüklenmiş olabileceğine işaret etti. Tykhyi, "Ukrayna tarafı, olayın Ukrayna'ya karşı devam eden Rus saldırganlığının yol açtığı koşullar sonucu meydana geldiğini vurgulayarak, olay için özür dilemektedir" diyerek durumun kasıtlı olmadığını belirtti.
Olayın Gelişimi
Mayıs ayında Yunanistan’ın Lefkada Adası açıklarında balıkçılar tarafından fark edilen İDA, Yunan makamları tarafından incelenmişti. Yapılan detaylı analizlerde, aracın yaklaşık 100 kilogram patlayıcı madde taşıdığı belirlenmişti. Bölgedeki sivil deniz trafiği açısından ciddi bir risk oluşturan bu gelişme sonrası, Yunanistan yönetimi konuyu acil diplomatik gündemine almış ve Ukrayna'dan açıklama talep etmişti. Ukrayna'nın bu adımıyla birlikte, iki ülke arasındaki yapıcı diyaloğun korunması ve benzer deniz güvenlik risklerinin önlenmesi hedefleniyor.

