OECD verilerine göre, 2025 yılında OECD ülkelerine yönelik uluslararası turist varışları bir önceki yıla göre tahmini yüzde 3,4 artarak 847 milyona yükseldi. Bu dönemde Türkiye, pandemi öncesi seviyeleri aşan başarısıyla dikkat çekerken, küresel turizm pastasındaki payını da artırdı. 2019-2025 yılları arasında turist sayısını en fazla artıran ülkeler sıralamasında Japonya birinci, Norveç ikinci ve Danimarka üçüncü sırada yer alırken, Türkiye yüzde 21’lik artışla 4. sıraya yerleşti.
Krizlere Karşı Dayanıklı Turizm Ekosistemi
Raporda; Orta Doğu'daki çatışmalar, iklim kaynaklı riskler ve değişen seyahat alışkanlıklarının turizm görünümünü şekillendirdiği vurgulanıyor. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, Türkiye'nin farklı küresel ve bölgesel krizleri başarıyla yönetebilen güçlü bir turizm ekosistemine sahip olduğunu belirtti. Bağlıkaya, sektörün dayanıklılığının arkasında sahada faaliyet gösteren seyahat acentelerinin yıllar içinde edindiği kriz yönetimi deneyiminin yattığını ifade etti.
Türkiye'nin turizm vizyonuna ilişkin açıklamalarda bulunan Bağlıkaya, "Turizmde başarı artık yalnızca ziyaretçi sayısıyla değil, kişi başına harcama, konaklama süresi ve ülke ekonomisine sağlanan katma değerle ölçülüyor" dedi. Barselona ve Venedik gibi şehirlerde yaşanan "aşırı turizm" protestolarının, sadece sayıya odaklanan modellerin sürdürülebilir olmadığını kanıtladığını belirten Bağlıkaya, Türkiye’nin bu noktada nitelikli büyümeye odaklanması gerektiğini vurguladı.
100 Milyar Dolar Gelir İçin 12 Ay Turizm Hedefi
Türkiye’nin 100 milyar dolar turizm geliri hedefine ulaşması için "Turizm Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda stratejik adımlar atılıyor. Bu kapsamda; gastronomi, sağlık, kongre, spor, inanç ve kruvaziyer gibi alternatif turizm ürünlerinin geliştirilerek turizmin ülke geneline ve yılın 12 ayına yayılması planlanıyor.
Özellikle kruvaziyer turizminin kişi başına harcama düzeyi en yüksek alanlardan biri olduğunu belirten Bağlıkaya, İstanbul Havalimanı’nın sunduğu geniş ulaşım ağının, kruvaziyer limanlarıyla entegre edilerek Türkiye'nin ana liman kapasitesinin artırılabileceğini kaydetti. Nitelikli insan kaynağının korunması ve sektörün krizlere uyum yeteneğinin desteklenmesi, Türkiye'nin turizmdeki rekabet avantajını sürdürebilmesi için kritik öneme sahip olmaya devam ediyor.
