Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), yılın üçüncü çeyreğine ilişkin “İnşaat Sektörü Analizi Raporu”nu yayımladı. Raporda, küresel ekonomik gelişmeler ve Türkiye’deki inşaat sektörüne dair güncel veriler değerlendirildi.
Rapora göre, Türk inşaat sektörü yılın ikinci çeyreği itibarıyla üst üste 11 çeyrektir büyümeye devam ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, inşaat harcamaları nominal olarak yüzde 48,1 artarak 2,29 trilyon liraya ulaştı. Reel artış ise yüzde 20,2 olarak kaydedildi.
Kamu Yatırımları Öne Çıktı
Raporda, sektör büyümesinin büyük ölçüde kamu yatırımlarıyla desteklendiği vurgulandı. Özel sektörün zayıf talep karşısında temkinli durduğu ve konut kredilerindeki sınırlayıcı koşulların büyümenin sürdürülebilirliği konusunda belirsizlik yarattığı ifade edildi.
Ayrıca, yılın ikinci çeyreğinde gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,6 büyüyerek sınırlı bir artış kaydetti. Buna karşın inşaat ciro endeksi ağustosta yıllık bazda yüzde 53,2 artarak sektörün genel ekonomik aktivitedeki payını artırdı.
Dijital Dönüşüm Vurgusu
Raporda, şantiye şeflerinin faaliyetlerinin dijital olarak izlenmesini sağlayacak yeni bir uygulamadan da söz edildi. Bu sistemle, günlük ilerleme, kullanılan iş makineleri ve çalışan sayısının dijital ortamda kaydedilmesi hedefleniyor.
Bu adımın, sektörde şeffaflık, verimlilik ve dijital dönüşüm açısından önemli katkı sağlayacağı belirtildi.
Türk Müteahhitlerin Gözdesi Romanya Oldu
Raporda, Türk inşaat firmalarının uluslararası arenadaki güçlü konumlarını koruduklarına dikkat çekildi.
Yılın ilk 9 ayında yurt dışında 9,2 milyar dolarlık 128 proje üstlenildi. Bu dönemde 4 milyar dolarla Romanya ilk sırada yer alırken, 1 milyar dolarla Irak ikinci sırada bulundu.
Sektörü Zorlayan Faktörler
Raporda, jeopolitik riskler, yüksek maliyetler ve küresel finansal sıkılaşmanın, uluslararası inşaat faaliyetlerinde temkinli bir tutum yarattığına dikkat çekildi.
Türkiye’de ise kamu destekli projeler, üretim ve istihdam açısından dengeleyici rol oynuyor.
Bununla birlikte, sektörün önemli sorunları arasında yüksek finansman maliyetleri ve konut kredi faizlerindeki artış öne çıkıyor. Bu durum, özel sektör yatırımlarını yavaşlatırken, yeni projelerin de ertelenmesine yol açıyor.

