TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerinin sorularını yanıtlayan TCMB Başkanı Fatih Karahan, fiyat istikrarı ve para politikası duruşuna dair net mesajlar verdi. Karahan, yılın ilk 4 ayında birikimli enflasyonun yüzde 14 seviyesini aşarak sene başındaki tahminlerin üzerinde seyrettiğini belirtti. Özellikle jeopolitik gerilimlerin ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların bu süreçte etkili olduğunu dile getiren Karahan, para politikası kararlarında tüm verilerin titizlikle analiz edildiğini söyledi.
Karahan, "Son dönem gerçekleşmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları, para politikası duruşumuzla şekillenecek. Savaş süreci dezenflasyonu olumsuz etkilese de kararlılığımızda bir değişiklik yok" dedi.
Dezenflasyon Süreci ve Dar Gelirli Vatandaş
Yüksek enflasyonun en çok sabit ve düşük gelirli kesimi etkilediğini hatırlatan Karahan, uygulanan politikaların sosyal boyutuna dikkat çekti. Dezenflasyon sürecinin sanılanın aksine dar gelirli vatandaşa yük bindirmek için değil, onların alım gücünü kalıcı olarak korumak için yürütüldüğünü vurguladı. Fiyat istikrarının tesis edilmesinin, toplumsal refahın sürdürülebilir artışı için tek yol olduğu belirtildi.
Hizmet enflasyonundaki katılığın bir miktar çözülmeye başladığını ifade eden Karahan, gıda ve enerji fiyatlarındaki iyileşmelerin kısa vadeli görünüm için kritik olduğunu, önümüzdeki hafta paylaşılacak enflasyon raporunda güncel değerlendirmelerin kamuoyuna sunulacağını ekledi.
Rezervler, Zarar Durumu ve "Carry Trade" Açıklaması
Merkez Bankası'nın geçtiğimiz yılki kar-zarar tablosuna da değinen Fatih Karahan, Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasının tasfiye sürecine bağlı olarak operasyonel giderlerin yönetildiğini belirtti. Bankanın raporladığı 1 trilyon 65 milyar liralık zararın temel kaynağının likidite fazlasının sterilizasyonu için yapılan faiz giderleri olduğunu ifade eden Karahan, "Merkez bankalarının zarar etmesi, politikalarını etkili şekilde uygulamalarına engel değildir" açıklamasında bulundu.
Son dönemde gündemde olan "carry trade" ve yabancı sermaye girişlerine de değinen Karahan, sıkı para politikasının Türk lirasına olan güveni artırdığını söyledi. Yatırımcıların sadece kısa vadeli pozisyonlara değil, tahvil ve hisse senedi gibi uzun vadeli araçlara da ilgi gösterdiğini belirten Karahan, hiçbir yatırımcıya kur garantisi verilmediğinin altını çizdi.
Altın Rezervleri ve Gelecek Projeksiyonu
Türkiye’nin altın rezervleri hakkında da bilgi veren Karahan, 24 Nisan itibarıyla 732 ton altın rezervi bulunduğunu açıçladı. Para politikasında ihtiyatlı duruşun korunacağını belirten Başkan Karahan, cari açığın 2025 yılı sonunda milli gelirin yüzde 1,9’una gerilemesinin beklendiğini ve bu durumun ekonomik istikrarı destekleyeceğini ifade ederek sözlerini tamamladı.

