Suriye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Büyükelçi İbrahim Ulabi, Orta Doğu'nun en kritik anlaşmazlık konularından biri olan Golan Tepeleri hakkında Şam yönetiminin tavrını net bir dille ortaya koydu. Ulabi, işgal altındaki bu bölgenin tartışmasız bir şekilde Suriye toprağı olduğunu belirterek, ülkesinin uluslararası hukuktan doğan hakları çerçevesinde Golan'ın tamamını İsrail'den geri alma hakkına sahip olduğunu vurguladı.
Görüşmelerde Golan Pazarlığı Yapılmadı
Suriye devlet televizyonuna yansıyan açıklamalarda, bölgedeki güvenlik endişelerini gidermek amacıyla yürütülen diplomatik temasların detaylarına da değinildi. Büyükelçi Ulabi, İsrail ile gerçekleştirilen ve ABD Başkanı Donald Trump'ın gözetiminde yapılan görüşmelerde, işgal altındaki Golan Tepeleri'nin statüsünün veya geleceğinin hiçbir şekilde pazarlık masasına yatırılmadığını ifade etti.
Suriye'nin sorunların çözümünde barışçıl ve diplomatik yolları her zaman önceliklerinin en başına koyduğunu belirten Ulabi, buna karşın egemenlik haklarından ve toprak bütünlüğünden asla taviz verilmeyeceğinin altını çizdi.
Bölgedeki İşgalin Tarihsel Derinliği
Söz konusu gerilimin kökleri 1967 yılındaki 6 Gün Savaşı'na dayanıyor. İsrail, Filistinliler tarafından 'Nekse' (Toprak Kaybetme Günü) olarak adlandırılan bu savaşta Golan Tepeleri, Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze ve Sina Yarımadası ile stratejik adaları işgal etmişti. Stratejik önemi yüksek olan Golan Tepeleri, Suriye'nin başkenti Şam'a sadece 60 kilometre mesafedeki Kuneytra il sınırları içerisinde yer alıyor.
İlhak Kararı Uluslararası Alanda Tanınmıyor
Suriye, 1973 yılında Mısır ve diğer Arap ülkelerinin desteğiyle işgal altındaki topraklarını kurtarmak için 'Ekim Savaşı'nı başlatmış ancak bu askeri harekat istenilen sonucu vermemişti. 1974 yılında İsrail ve Suriye'nin kuvvetlerini geri çekmesiyle çatışma sonlanmış ve bölgeye barış gücü askerleri yerleştirilmişti.
İsrail, ilerleyen yıllarda Golan Tepeleri'ni tek taraflı olarak ilhak ettiğini duyursa da, bu karar uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler tarafından kabul görmedi ve bölge 'işgal altındaki topraklar' statüsünü korumaya devam etti.


