Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna krizinin siyasi ve diplomatik yollarla çözülebileceğine inandıklarını belirtti. Müzakere kapısının açık olduğunu vurgulayan Lavrov, ancak geçici çözümleri veya ültimatomları kabul etmeyeceklerini ifade etti.
"Müzakere Masasına Hazırız"
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’da düzenlenen 12’nci Primakov Okumaları Uluslararası Bilimsel ve Uzman Forumu’nda Ukrayna krizinin çözümüne yönelik kritik açıklamalarda bulundu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump'ın 2025 yılında Anchorage kentinde gerçekleştirdiği zirveye atıfta bulunan Lavrov, söz konusu görüşmede sağlanan uzlaşı ilkelerine bağlı olduklarını vurguladı.
Krizin çözümünde diplomatik yöntemlerin hala geçerli bir seçenek olduğunu belirten Lavrov, "Ukrayna'daki durumun siyasi ve diplomatik yöntemlerle çözülmesinin hala mümkün olduğundan eminim. Putin, bunu defalarca dile getirdi. Müzakere masasına akıllı insanların oturması ve mantıklı teklifler sunulması durumunda biz müzakerelere hazırız" dedi.
"Kandırılmaya İzin Vermeyeceğiz"
Müzakere sürecine dair kırmızı çizgilerini de çizen Rus Dışişleri Bakanı, stratejik bir geri adım atmayacaklarının altını çizdi. Lavrov, "Müzakerelere hazırız ancak kandırılmamıza izin vermeyeceğiz. Müzakereleri yeniden başlatmak uğruna çatışmaları durdurmayacağız. Krizin geçici çözümleriyle yetinmeyeceğiz ve bu konudaki ültimatomları kabul etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Ukrayna'ya "Doğrudan Destek" İddiası
Konuşmasında Batılı ülkelerin tutumunu da eleştiren Lavrov, Ukrayna'nın Rus topraklarına yönelik gerçekleştirdiği saldırıların arkasında dış destek olduğunu öne sürdü. Ukrayna'nın askeri eylemlerini "terör eylemi" olarak nitelendiren Lavrov, "Ukrayna, ABD'nin doğrudan desteği olmadan bu eylemleri düzenleyemez" değerlendirmesinde bulundu.
Küresel diplomasi trafiğinde geniş yankı bulan bu açıklamalar, 2025 yılından bu yana devam eden gerilim hattında tarafların müzakere masası beklentilerini ve mevcut şartlarını ortaya koyması açısından önem taşıyor. Rusya tarafı, kalıcı ve somut bir çözüm arayışında olduğunu belirtirken, sahadaki operasyonel süreçlerin diplomatik süreçle birleştirilmeyeceğini de net bir dille ortaya koyuyor.
