Netanyahu’nun, İsa Mesih ile Cengiz Han arasında yaptığı karşılaştırma, özellikle sosyal medyada yoğun eleştirilere neden oldu.
Netanyahu, televizyon konuşmasında tarihten örnek vererek şu ifadeleri kullandı:
Tarih ne yazık ki İsa Mesih’in Cengiz Han’a karşı bir üstünlük sağlamadığını gösteriyor. Çünkü yeterince güçlü, yeterince acımasız ve yeterince kudretliyseniz, kötülük iyiliği yenebilir. Saldırganlık, ılımlılığı ezebilir.
Bu sözler, özellikle dini hassasiyetler açısından birçok kesim tarafından “rahatsız edici ve tartışmalı” bulundu. Açıklamanın kısa sürede yayılmasıyla birlikte sosyal medya platformlarında yoğun bir eleştiri dalgası oluştu.
Tepkiler sonrası açıklama: “Sözlerim yanlış anlaşıldı”
Gelen tepkilerin ardından Netanyahu, X üzerinden İngilizce bir açıklama yaparak sözlerinin bağlamından koparıldığını savundu.
Netanyahu açıklamasında, “İsa Mesih’i küçümsemedim” ifadesini kullanarak, aslında bu sözlerin kendisine değil tarihçi Will Durant’a ait olduğunu ileri sürdü.
Durant’ın düşüncesine atıf yaptığını belirten Netanyahu, mesajının özünde şu görüşün yer aldığını ifade etti:
Ahlak tek başına hayatta kalmayı garanti etmez. Ahlaken üstün bir uygarlık, kendisini savunacak güce sahip değilse acımasız bir düşman karşısında yıkılabilir.
Netanyahu, açıklamasını “Herhangi bir hakaret amacı taşımıyordu” diyerek tamamladı.
Uluslararası tepkiler büyüyor
Netanyahu’nun sözleri yalnızca İsrail içinde değil, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı buldu. Özellikle sosyal medyada birçok kullanıcı, açıklamayı dini figürlerin siyasete alet edilmesi olarak yorumladı.
Dubai merkezli girişimci Mario Nawfal da konuya ilişkin değerlendirmesinde, İsrail’in zaten zor bir küresel imaj sürecinden geçtiğini belirterek, bu tür açıklamaların tartışmaları daha da derinleştirdiğini ifade etti.
Siyasi ve dini hassasiyetler yeniden gündemde
Uzmanlara göre bu tür açıklamalar, özellikle dinî figürlerin anıldığı söylemlerde çok daha dikkatli bir dil kullanılması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Netanyahu’nun sözleri, bir yandan savaşın sert gerçekliğine vurgu olarak değerlendirilirken, diğer yandan inançlar üzerinden yapılan karşılaştırmaların ne kadar hassas sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne serdi.

