Piyasa verileri yükleniyor...
Milano'da Moda Dünyası Irkçılık Tartışmasıyla Çalkalanıyor
Milano'daki moda günlerinde Prada siyasi mesajlar verirken Dolce Gabbana beyaz model seçimiyle ırkçılıkla suçlandı. Sosyal medyada markaya yönelik tepkiler büyüyor.
HABERIN DEVAMI

Milano'da düzenlenen erkek giyim moda günleri, ırkçılık tartışmalarıyla dünya gündemine oturdu. İtalyan moda endüstrisinin iki dev markası Prada ve Dolce & Gabbana, sergiledikleri koleksiyonlarla tamamen zıt kutupları temsil etti. Bir yanda Amerikan kurumsal yapısına başkaldıran bir tasarım anlayışı sergilenirken, diğer yanda 'Erkeğin Portresi' adı altında yapılan model seçimleri büyük bir skandala yol açtı.

Miuccia Prada ve Raf Simons yönetimindeki Prada, podyumu sadece bir şov alanı olarak değil, mevcut dünya düzenine bir eleştiri platformu olarak kullandı. İkili, kuliste yaptıkları açıklamalarda modanın sadece kıyafetten ibaret olmadığını vurgulayarak, dünyanın içinde bulunduğu değişken durumu bir koleksiyona yansıtmanın zorluğunu dile getirdi. 'Şu anki dünyadan mı bahsedeceksiniz yoksa modadan mı?' sorusunu soran tasarımcılar, bu iki kavramı bir arada yürütmenin zorluğuna dikkat çekti.

Kurumsal Otoriteye Karşı 'Rahatsız' Koleksiyon

Prada'nın sunduğu koleksiyon, bilinçli olarak 'rahatsız edici' bir temele oturtuldu. Bu rahatsızlık kıyafetlerin giyim konforuyla ilgili değil, birbiriyle uyumsuz görünen parçaların bir araya getirilmesiyle yaratılan estetik algıyla ilgiliydi. Örneğin, bir trençkotun üzerine geçirilen parçalar veya kollardan sarkan gömlek manşetleri gibi detaylar, alışılagelmiş moda kodlarını bozdu.

Raf Simons, moda ve siyaset arasındaki ilişkinin evrim geçirdiğini belirtti. Geçmişte insanların 60'lı veya 70'li yıllarda giyim tarzlarıyla dünya olaylarına tepki verdiğini hatırlatan Simons, günümüzde tasarımcıların fildişi kulelerinde oturup etrafa bakmadan üretim yapamayacağını savundu.

Markanın en net mesajı ise küresel siyasi elitlere yönelik oldu. Simons, parçalanmış terzilik detaylarını kullanarak Amerikan kurumsal gücü ve maskülen otorite imajını reddettiklerini açıkladı. Amaçlarının bu hantal gücü gençleştirmek olduğunu belirten ikili, statükoyu sarsan tasarımlarla podyumda yer aldı. Prada, 'Geleceği kim bilebilir? Ancak neyi korumak, neyi dönüştürmek istediğinizi bilmelisiniz' diyerek değişime açık olduklarının sinyalini verdi. Bu yaklaşım, sadece bir moda sunumu değil, aynı zamanda toplumsal bir duruş olarak yorumlandı.

Dolce & Gabbana'da 'Beyazın 50 Tonu' Skandalı

Prada cephesinde entelektüel ve siyasi bir hava eserken, Dolce & Gabbana defilesinde ise büyük bir kriz yaşandı. Markanın 'Erkeğin Portresi' adını verdiği defilede, podyuma çıkardığı modellerin tamamının beyaz olması sosyal medyada infial yarattı. Moda eleştirmenleri ve sosyal medya kullanıcıları, defileyi 'Beyazın 50 Tonu' (50 Shades of White) olarak nitelendirerek markayı çeşitlilikten uzak olmakla ve ayrımcılıkla suçladı.

Blakely Neiman Thornton ve Louis Pisano gibi sektörün önde gelen yorumcuları, defilenin başlığındaki 'Erkek' vurgusuna rağmen kapsayıcılıktan bu denli uzak olunmasını 'büyük bir cüretkarlık' olarak tanımladı. Instagram ve TikTok üzerinden paylaşılan tepki videoları on binlerce beğeni alırken, kullanıcılar markanın bu tercihini sert bir dille eleştirdi.

Yaşanan bu son olay, Dolce & Gabbana'nın ırkçılık ve kültürel duyarsızlık suçlamalarıyla ilk kez karşı karşıya kalışı değil. Marka daha önce 2012 yılında 'Siyahi Figürlü' küpeleri, 2016 yılında piyasaya sürdüğü ve 'Köle Sandaleti' ismini verdiği ürünüyle büyük tepki çekmişti. 2018 yılında ise bir Çinli modelin makarna yemeğe çalıştığı reklam filmi bardağı taşıran son damla olmuş, Stefano Gabbana'nın Çin hakkında hakaret içeren mesajlarının ifşa olmasıyla marka büyük bir boykotla karşılaşmıştı.

Benzer bir kültürel hassasiyet tartışması geçtiğimiz Haziran ayında Prada için de yaşanmıştı. Marka, Hindistan'ın 12. yüzyıla dayanan geleneksel Kolhapuri sandaletlerini taklit eden tasarımı nedeniyle eleştirilmişti. Gelen tepkiler üzerine Prada yetkilisi Lorenzo Bertelli, ürünlerin ilham kaynağının geleneksel Hint el sanatları olduğunu kabul etmiş ancak somut bir iş birliği adımı atılmamıştı.

Kaynaklar

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...