Piyasa verileri yükleniyor...
Kaldırılışının 200. Yıl dönümünde Yeniçeriliğin iki yüzü tartışılıyor

Osmanlı'nın en köklü askeri teşkilatlarından Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılışının 200. yılı kapsamında düzenlenen kongrede, ocağın tarihsel rolü, devlet yönetimine etkileri ve 1826’daki Vaka-i Hayriye süreci yerli ve yabancı akademisyenlerin katılımıyla bilimsel açıdan değerlendiriliyor.

HABERIN DEVAMI

Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) ev sahipliğinde düzenlenen kongrede, Osmanlı İmparatorluğu'nun en köklü askeri teşkilatlarından biri olan Yeniçeri Ocağı'nın tarihi rolü ve 1826 yılındaki lağvedilme süreci, 200. yıl dönümü vesilesiyle bilimsel bir bakış açısıyla ele alınıyor.

İstanbul’da gerçekleştirilen "2’nci Türk Askeri Tarih Kongresi: Yeniçeriliğin Kaldırılışının 200’üncü Yılında Yeniçeri Ocağı ve Yeniçeriler Kongresi", Milli Savunma Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi'nde başladı. Milli Savunma Üniversitesi Fatih Harp Tarihi Araştırmaları Enstitüsü (Fatih HATEN), Türk Askeri Tarih Komisyonu ve Türk Tarih Kurumu iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, 15 Haziran 1826'da gerçekleşen "Vaka-i Hayriye"nin (Hayırlı Olay) 200. yıl dönümüne denk geliyor.

Yeniçeri Ocağı’nın Tarihi Serüveni

Kongrenin açılışında konuşan MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Yeniçeri Ocağı’nın Osmanlı İmparatorluğu tarihindeki kritik önemine dikkat çekti. Sultan I. Murad döneminde kurulan teşkilatın, İstanbul’un fethi ve Mohaç Meydan Muharebesi gibi birçok tarihi kırılma noktasında etkin rol oynadığını belirten Afyoncu, 17. yüzyıldan itibaren disiplinini kaybeden ocağın, isyanlar ve merkezi yönetime müdahaleleriyle anılmaya başlandığını vurguladı.

Prof. Dr. Afyoncu, Osmanlı padişahlarının yaklaşık üçte birinin Kapıkulu askerlerinin isyanları nedeniyle tahttan indirildiğine veya hayatını kaybettiğine işaret ederek, askeri teşkilatın zamanla devlet içinde bir "kanser" haline geldiğini ifade etti.

200 Yıl Önceki Kırılma: Vaka-i Hayriye

15 Haziran 1826 tarihinde Sultan II. Mahmud tarafından gerçekleştirilen operasyonla ortadan kaldırılan Yeniçeri Ocağı’nın tasfiye süreci, kongrede geniş bir yelpazede tartışılıyor. Prof. Dr. Afyoncu, bu tasfiyenin sadece askeri bir reform değil, aynı zamanda toplumsal ve kurumsal bir temizlik olduğunu belirtti.

Söz konusu dönemde Yeniçerilerle bağlantılı olan Bektaşi tekkelerinin kapatılması, hamallar ve kayıkçılar gibi ocağı destekleyen grupların tasfiyesi ve askeri terminolojinin yenilenmesi gibi köklü adımların atıldığını hatırlatan Afyoncu, bu sürecin ardından kurulan yeni ordunun adının "Hazreti Muhammed’in zafer kazanmış askerleri" anlamına gelen "Asakir-i Mansüre-i Muhammediye" olduğunu dile getirdi.

Uluslararası Kaynaklarla Bilimsel Tartışma

Kongre kapsamında, yerli ve yabancı 75 tebliğ sunuluyor. Çalışmalarda Türk arşiv belgelerinin yanı sıra Fransız, Rus ve Alman kaynakları da analiz ediliyor. Yeniçeri Ocağı’nın disiplin kaybı, isyan süreci ve reform karşıtlığı gibi konular, 200 yıl sonra güncel akademik verilerle kapsamlı bir şekilde incelenerek tarihteki yerleri netleştirilmeye çalışılıyor.

İlişkili Haber
Osmanlı’da kadınlara verilen şefkat nişanı: Tarihin ilk kadın onur ödülü

Osmanlı’da kadınlara verilen şefkat nişanı: Tarihin ilk kadın onur ödülü

Kaynaklar

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...