Tiroit nodülleri, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de giderek daha sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Uzmanlara göre yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30 ila 50’sinde tiroit nodülü bulunurken, vakaların büyük bölümü iyi huylu seyrediyor. Ancak uzmanlar, 'iyi huylu' olarak değerlendirilen nodüllerin dahi zamanla ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, özellikle büyüyen nodüllerin nefes darlığı, yutma güçlüğü ve ses kısıklığı gibi yaşam kalitesini düşüren şikayetlere neden olabileceğini belirterek, gelişen teknoloji sayesinde birçok hastada ameliyatsız tedavi yöntemlerinin başarıyla uygulanabildiğini söyledi.
İyot Eksikliği ve Yaşam Tarzı Faktörleri Risk Oluşturuyor
Uzmanlara göre tiroit nodüllerinin oluşumunda birçok faktör rol oynuyor. Bunların başında ise iyot eksikliği geliyor.
Prof. Dr. Melih Kara, uzun süreli iyot eksikliğinin tiroit bezinde büyüme ve nodül oluşumuna neden olabileceğini belirterek, genetik yatkınlık, ileri yaş, kadın cinsiyet, boyun bölgesine radyasyon maruziyeti, sigara kullanımı ve Hashimoto gibi otoimmün tiroit hastalıklarının da önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu ifade etti.
Son yıllarda genç yaş gruplarında da nodül görülme sıklığının arttığına dikkat çeken Kara, ultrason kullanımının yaygınlaşmasının yanı sıra beslenme alışkanlıkları ve otoimmün hastalıklardaki artışın da bu yükselişte etkili olabileceğini söyledi.
Kadınlarda Görülme Riski 4 Kat Daha Yüksek
Tiroit nodülleri kadınlarda erkeklere kıyasla çok daha yaygın görülüyor.
Prof. Dr. Melih Kara, yapılan çalışmalarda yaklaşık her üç kadından birinde, bazı araştırmalarda ise her iki kadından birinde ultrason incelemelerinde tiroit nodülü saptandığını belirterek şu bilgileri verdi:
"Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık dört kat daha fazla görülmektedir. Bunun başlıca nedeni hormonal etkiler, özellikle östrojen hormonunun tiroit dokusu üzerindeki uyarıcı etkisidir. Ayrıca otoimmün tiroit hastalıklarının kadınlarda daha sık görülmesi ve gebelik süreçleri de nodül oluşumunu etkileyebilmektedir."
Yıllarca Belirti Vermeden İlerleyebiliyor
Tiroit nodülleri çoğu zaman uzun yıllar hiçbir belirti göstermeden gelişebiliyor. Bu nedenle pek çok kişi nodül sahibi olduğunu tesadüfen öğreniyor.
Belirti ortaya çıktığında ise şu şikayetler görülebiliyor:
Boyunda şişlik veya ele gelen kitle
Yutkunurken takılma hissi
Boğazda baskı veya dolgunluk hissi
Nefes darlığı
Ses kısıklığı
Çarpıntı
Kilo kaybı
Aşırı terleme
Sinirlilik
Uzmanlar özellikle hızlı büyüyen nodüller, boyunda sertlik hissi, lenf bezlerinde büyüme ve kalıcı ses kısıklığı gibi belirtilerin kanser açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
35 Yaşından Sonra En Az Bir Kez Kontrol
Uzmanlara göre erken tanı, tiroit hastalıklarında büyük önem taşıyor.
Prof. Dr. Melih Kara, aile öyküsü bulunan kişiler, kadınlar, iyot eksikliği görülen bölgelerde yaşayanlar ve boyun bölgesine radyasyon maruziyeti olan bireylerin daha dikkatli takip edilmesi gerektiğini belirterek şu uyarıda bulundu:
"Hiçbir şikayeti olmayan bireylerde bile özellikle 35 yaş sonrası en az bir kez tiroit muayenesi ve ultrason değerlendirmesi faydalı olabilmektedir."
Boyunda şişlik, yutma güçlüğü, ses kısıklığı veya hızla büyüyen bir kitle fark edilmesi durumunda ise vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesine başvurulması öneriliyor.
Ameliyatsız Tedavi Seçenekleri Öne Çıkıyor
Geçmiş yıllarda iyi huylu ancak büyüyerek şikayet oluşturan tiroit nodüllerinde cerrahi yöntemler ön planda yer alırken, günümüzde teknolojik gelişmeler sayesinde ablasyon yöntemleri daha sık tercih edilmeye başlandı.
Radyofrekans, mikrodalga ve lazer ablasyon yöntemleriyle nodül dokusu hedef alınarak küçültülebiliyor.
Prof. Dr. Melih Kara, özellikle biyopsiyle iyi huylu olduğu doğrulanmış ve büyümeye devam eden nodüllerde ablasyonun önemli bir alternatif sunduğunu belirterek, bu yöntemin ameliyat istemeyen veya cerrahi açısından risk taşıyan hastalarda da uygulanabildiğini söyledi.
Hormon İlacı İhtiyacını Azaltabiliyor
Ablasyon yönteminin en önemli avantajlarından biri, sağlam tiroit dokusunun korunabilmesi.
Klasik ameliyatlarda tiroit bezinin bir kısmı ya da tamamı alınabilirken, ablasyon işleminde yalnızca hedeflenen nodül tedavi ediliyor.
Bu sayede birçok hastada tiroit hormon üretimi korunurken, ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyacı da azalabiliyor veya tamamen ortadan kalkabiliyor.
Ayrıca yöntemin;
Genel anestezi gerektirmemesi
Boyunda kesi izi bırakmaması
Kısa sürede tamamlanması
Hastanede yatış gerektirmemesi
Günlük yaşama hızlı dönüş sağlaması
gibi önemli avantajlar sunduğu belirtiliyor.
Aynı Gün Taburcu Olmak Mümkün
Uzmanlara göre ablasyon işlemi ultrason eşliğinde ve lokal anestezi altında uygulanıyor. Ortalama 20 ila 45 dakika süren işlem sonrasında hastalar genellikle aynı gün evlerine dönebiliyor.
Prof. Dr. Melih Kara, yöntemde ince bir iğne elektrot aracılığıyla kontrollü ısı enerjisi verilerek nodülün küçültüldüğünü belirterek, hastaların kısa sürede normal yaşamlarına dönebildiklerini ifade etti.
