Arif, Basra Körfezi'nin güvenliğinin İran için kırmızı çizgi olduğunu vurgulayarak, bu konunun hiçbir şekilde pazarlık masasına gelmeyeceğini ifade etti.
Bölge ülkelerine seslenen Arif, dış güçlerin müdahalesinden arındırılmış bir iş birliği çağrısında bulundu. "Güney komşularımıza, artık hayal ürünü taktiklerin ötesine geçme ve stratejik hesaplamaları değiştirme zamanının geldiğini vurguluyoruz," diyen Arif, ABD’nin yalnızca kendi sömürgeci çıkarlarını gözettiğini ve zor zamanlarda ortaklarını yalnız bıraktığını savundu.
Hürmüz Boğazı ve Enerji Arzında Yaşanan Kriz
Basra Körfezi'ndeki gerilim, şubat ayı sonunda başlayan çatışmaların ardından Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla zirveye ulaştı. Küresel enerji trafiğinin kalbi sayılan boğazın kapatılması, dünya genelinde petrol fiyatlarının yüzde 80 oranında artmasına neden oldu. Pakistan arabuluculuğunda yürütülen diplomatik çabalardan sonuç alınamaması üzerine ABD, 13 Nisan itibarıyla İran'a yönelik deniz ablukası başlattığını duyurmuştu.
Lübnan'daki kısa süreli ateşkes döneminde İran, ticari gemi geçişlerine belirli şartlarla izin vereceğini açıklamış olsa da, ABD'nin abluka kararından vazgeçmemesi üzerine bölgedeki kısıtlamalar yeniden sıkılaştırıldı. Karşılıklı gemi alıkoyma operasyonlarıyla tırmanan süreç, bölgedeki seyrüsefer güvenliğini uluslararası gündemin en üst sırasına taşıdı.
Bölgesel İş Birliği ve Stratejik Bağlılık Vurgusu
Arif, kalıcı barışın ve ekonomik refahın ancak bölge ülkelerinin kendi aralarındaki bağları güçlendirmesiyle mümkün olabileceğini belirtti. İran’ın bölgedeki gücünün bir tehdit değil, istikrar unsuru olduğunu savunan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı, "Güçlü bir İran ile olan bağ, barışı garanti eder çünkü kaderlerimiz coğrafya ve din yoluyla birbirine bağlıdır," değerlendirmesini yaptı.
İran yönetimi, yabancı güçlerin bölgeden çekilmesi gerektiğini savunurken, Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimini ve askeri varlığını sürdüreceğinin mesajını verdi. Özellikle Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda ticari gemilere yönelik müdahalelerin sürmesi, bölgedeki askeri hareketliliğin bir süre daha devam edeceğine işaret ediyor.

