İran'da her geçen gün artan temel gıda fiyatları, halkın alım gücünü derinden etkilemeye devam ediyor. Tüketiciler, market alışverişlerinde karşılaştıkları yüksek fiyatlar nedeniyle sosyal medya üzerinden giderek küçülen alışveriş arabalarının fotoğraflarını paylaşıyor. Ülke genelinde yaşanan bu hayat pahalılığı, olası bir Amerika Birleşik Devletleri saldırısı ihtimali ve geçtiğimiz ay ülkeyi sarsan protestoların yarattığı gergin atmosferle birleşerek ağır bir baskı oluşturuyor. Emekli memur Ebrahim Momeni, toplumun her kesiminin bu baskıyı hissettiğini ve alt gelir grubunun ezildiğini ifade ediyor.
Ülke ekonomisi, uzun yıllardır devam eden uluslararası yaptırımlar ve yönetimsel sorunlar nedeniyle zorlu bir süreçten geçiyor. 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma ile sağlanan kısmi rahatlama, Donald Trump yönetiminin 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilmesiyle sona ermişti. Mevcut yönetimin "maksimum baskı" kampanyası çerçevesinde, finans sektörü ve enerji ihracatını hedef alan yeni kısıtlamalar devreye sokuldu. Çarşamba günü, balistik füze ve insansız hava aracı üretimi ile yasa dışı petrol satışlarına olanak sağladığı gerekçesiyle 30 kişi ve şirkete yönelik yeni yaptırımlar uygulandı.
İran Riyali Değer Kaybediyor, Fiyatlar Katlanıyor
Uygulanan ekonomik baskılar, İran riyali üzerinde hızlandırılmış bir değer kaybına yol açtı. Nükleer anlaşmanın imzalandığı 2015 yılında bir dolar 32.000 riyal seviyesinden işlem görürken, aralık ayının sonlarında bu rakam 1,3 milyon riyale ulaştı. Çarşamba günü itibarıyla ise dolar kuru 1,65 milyon riyal seviyesini görerek yeni bir rekor kırdı. Enflasyon oranı, geçen yılın ocak ayına kıyasla yüzde 46 sınırını aşmış durumda. Ekonomistler, para birimindeki bu hızlı değer kaybının, fiyat artışları ve düşen alım gücü sarmalını daha da tetikleyeceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Yüksek işsizlik oranlarıyla da mücadele eden ülke ekonomisinin, uzun yıllar boyunca çift haneli enflasyon sorunuyla karşı karşıya kalması bekleniyor.
Temel tüketim maddelerindeki fiyat artışları günlük hayata doğrudan yansıyor. Aylık 700 milyon riyal kazancı olduğunu belirten Momeni'nin aktardığına göre, sadece son bir ay içerisinde kırmızı etin kilosu 13 milyon riyalden 22 milyon riyale çıktı. Aynı dönemde sütün litresi 520.000 riyalden 1,1 milyona, bir paket makarna ise 340.000 riyalden 570.000 riyale yükseldi. Taksici Farhad Panahirad, sabit gelirlilerin bu fiyat artışları karşısında büyük zorluk çektiğini belirtiyor. Pazardaki pek çok tüketici, finansal baskılarla başa çıkabilmek için indirimleri takip ettiklerini veya ürünlerin bozulmadan önce yarı fiyatına satıldığı gece saatlerinde alışveriş yaptıklarını dile getiriyor.
Olası Savaş İhtimali ve Acil Durum Hazırlıkları
Ekonomik krizin yanı sıra, Amerika Birleşik Devletleri tarafından her an gerçekleştirilebilecek bir savaş ihtimali, halkı acil durum malzemeleri stoklamaya yöneltiyor. İran'ın iç kesimlerinde hırdavat dükkanı işleten bir esnaf, vatandaşların el feneri, küçük gaz ocakları ve patlamalara karşı pencereleri korumak amacıyla bant satın aldığını aktarıyor. Yüksek fiyatlara rağmen pirinç, fasulye ve konserve gibi dayanıklı temel gıda maddelerini toptan almaya çalışan elektrik teknisyeni Saeed Ebrahimi, eşinin uyarıları doğrultusunda belirsizliğe karşı hazırlıklı olmak zorunda kaldıklarını belirtiyor. Yerel basında yer alan haberlere göre, çamaşır makinesi ve buzdolabı gibi beyaz eşya fiyatları da iki katına çıkmış durumda.
Ekonomist Farbod Molavi, piyasadaki belirsizlik ve artan hammadde maliyetlerinin fiyatları yukarı çektiğini belirterek, ülkenin aynı anda hem resesyon hem de yüksek işsizlik ile mücadele ettiğini vurguluyor. Resmi verilere göre, geçtiğimiz yılın aynı döneminde yüzde 7,2 olan genel işsizlik oranı ekim ayında yüzde 7,8'e yükselirken, genç nüfustaki işsizlik yüzde 20 seviyelerine ulaştı. Hükümet, yaşanan sıkıntıları hafifletmek amacıyla ocak ayında nüfusun yüzde 75'ine denk gelen yaklaşık 70 milyon kişiye, gıda harcamaları için aylık 10 milyon riyal nakdi yardım dağıtmaya başladı. Donald Trump yönetiminin nükleer programı kısıtlayan yeni bir anlaşma olmaması halinde saldırı tehdidinde bulunması ve bölgedeki askeri hareketlilik, gerilimi tırmandırıyor. Cenevre'de yapılması planlanan üçüncü tur müzakerelerin sonuçları beklenirken, sokaktaki vatandaşlar için mevcut belirsizlik ortamının savaştan daha yıpratıcı olduğu ifade ediliyor.


