Analistlere göre Tahran yönetimi, savaşın maliyetini artırarak Washington ve müttefiklerinin siyasi iradesini zayıflatmayı hedefliyor.
Uzmanlara göre İran’ın planı basit ama riskli: savaşı uzatmak, enerji arzını sarsmak ve küresel piyasaları baskı altına almak. Bu sayede ABD ve İsrail’in uzun süreli bir çatışmayı sürdürmekte zorlanacağı düşünülüyor.
İran’ın stratejisi: Uzun bir yıpratma savaşı
Uzmanlara göre Tahran yönetimi, askeri olarak ABD ve İsrail’i doğrudan yenmenin zor olduğunu kabul ediyor. Bunun yerine “yıpratma stratejisi” olarak adlandırılan bir yaklaşım benimsiyor.
Bu strateji kapsamında İran’ın:
Drone ve füze saldırılarıyla bölgesel baskıyı artırması
Enerji altyapılarını ve sevkiyat hatlarını hedef alması
Körfez’de petrol ve gaz akışını kesintiye uğratması
Küresel petrol ve gaz fiyatlarını yükseltmesi
gibi hamlelerle rakiplerine ekonomik ve siyasi maliyet yüklemeyi amaçladığı değerlendiriliyor.
Analistlere göre bu yaklaşım, İran’ın “askeri zafer yerine siyasi dayanıklılık” üzerine kurduğu bir stratejiyi yansıtıyor.
Enerji hatları savaşın merkezinde
Ortadoğu’daki enerji altyapısı ve deniz yolları, mevcut savaşın en kritik noktalarından biri haline geldi. İran’ın saldırılarının özellikle Körfez’deki enerji merkezleri ve petrol sevkiyatı rotalarını hedef aldığı ifade ediliyor.
Bu gelişmeler enerji piyasalarında büyük dalgalanmalara yol açtı. Analistler, özellikle Hürmüz Boğazı’nın küresel petrol ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olduğuna dikkat çekiyor.
Hürmüz Boğazı üzerinden dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri taşınıyor ve bölgede yaşanan herhangi bir kesinti küresel enerji fiyatlarını hızla yükseltebiliyor.
Bu nedenle İran’ın enerji akışını hedef alan hamleleri, sadece bölgesel değil küresel ekonomik etkiler yaratma potansiyeline sahip.
Hürmüz Boğazı krizi küresel ticareti etkiliyor
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından bölgede tansiyon hızla yükseldi. Söz konusu saldırılarda İran’ın dini lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti ve ardından İran geniş çaplı misillemeler başlattı.
Bunun ardından:
İran’ın füze ve drone saldırıları
Körfez’de enerji altyapısına yönelik saldırılar
Hürmüz Boğazı’nda güvenlik riskleri
küresel ticarette ciddi aksamalara yol açtı.
Bazı tankerler rotalarını değiştirirken, sigorta maliyetleri ve nakliye ücretleri de hızla yükseldi. Bu durum petrol ve gaz fiyatlarında sert dalgalanmalara neden oldu.
Küresel enerji piyasalarında şok etkisi
Savaşın başlamasının ardından enerji piyasalarında sert dalgalanmalar yaşandı. Petrol fiyatları kısa süre içinde yükselirken, bazı ülkeler stratejik petrol rezervlerini devreye alma seçeneğini tartışmaya başladı.
Uzmanlara göre enerji akışındaki uzun süreli kesintiler:
petrol fiyatlarını 100 doların üzerine çıkarabilir
küresel enflasyonu artırabilir
enerji ithalatına bağımlı ülkeleri zor durumda bırakabilir
Bu nedenle İran’ın enerji kartı, yalnızca askeri değil jeopolitik ve ekonomik bir baskı aracı olarak görülüyor.
ABD ve İsrail’den “kararlı mücadele” mesajı
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı yürütülen operasyonun İran tamamen yenilene kadar devam edeceğini söyledi. Trump ayrıca savaşın çok uzun sürmeyeceğini düşündüğünü belirtti.
Ancak bazı uzmanlara göre İran’ın stratejisi tam da bu noktaya dayanıyor: çatışmayı uzatarak maliyetleri artırmak. Analistler, savaşın askeri cephede olduğu kadar enerji piyasaları ve ekonomik dengeler üzerinden de yürütüldüğünü vurguluyor.


