Son 10.000 yıl boyunca Batı Avrasya’daki evrimsel süreçler incelendiğinde; açık ten rengi ve kızıl saçlılık gibi özelliklerin yanı sıra HIV ve cüzzama karşı direnç yönünde bir seçilim izlendiği ortaya çıktı. 16.000 genom üzerinde yapılan kapsamlı genetik inceleme, doğal seçilim mekanizmasının Batı Avrasyalıların DNA’sındaki yaklaşık 500 genin evrimine doğrudan katkıda bulunduğunu gösteriyor. Google Discover akışınızda da sıkça karşınıza çıkabilecek türden olan bu çarpıcı araştırma, genetik mirasımızın hem dış görünüşümüzü hem de çeşitli hastalıklara karşı yatkınlığımızı şekillendirmeye devam ettiğini kanıtlıyor.
Araştırma sonuçlarına göre popülasyonda gözlemlenen en belirgin değişimler şunlar:
Açık ten rengi ve kızıl saçlılık oranında artış.
Erkek tipi kellik ve romatoid artrit yatkınlığında belirgin bir azalma.
B kan grubu özelliklerinin ifadesinde pozitif seçilim.
Bu bulgular, yakın dönem insan evrimi sürecinin yavaşladığına veya durduğuna dair geleneksel akademik görüşleri tamamen değiştiriyor. Çalışmayı yürüten araştırmacı Ali Akbari, bu durumu “İnsan evrimi yavaşlamadı; biz sadece doğru sinyali yakalayamıyorduk” sözleriyle özetliyor.
Doğal Seçilim Hastalıklara Karşı Direnci Artırıyor
Evrimsel değişim; genetik mutasyonlar, hayatta kalma avantajı sağlayan özelliklerin aktarıldığı doğal seçilim, popülasyonlar arası gen akışı ve genetik sürüklenme gibi karmaşık mekanizmalarla ilerlemeyi sürdürüyor. Bilim dünyasında yayımlanan bu kapsamlı çalışmada, Avrupa’dan Türkiye’ye kadar uzanan Batı Avrasya hattında yaşamış binlerce bireye ait antik ve modern genomlar incelendi. Araştırmacılar, 18.000 yıllık bir zaman dilimi boyunca evrimsel süreci belirlemek adına yepyeni istatistiksel yöntemler kullandı. Devasa veri setleri sayesinde artık zaman içindeki küçük ama istikrarlı değişimler tespit edilebiliyor.
İncelenen veri setindeki 479 gen varyantında doğal seçilimin güçlü kanıtlarına ulaşıldı. Tespit edilen bu varyantların yüzde 60’ı, günümüz insanlarında bilinen özelliklerle örtüşüyor. Ancak DNA yapısı, bazı özelliklerin neden faydalı olduğunu tek başına açıklayamıyor. Örneğin, güneş ışığının az olduğu bölgelerde D vitamini sentezini kolaylaştırmak için açık ten pigmentasyonunun seçildiği düşünülürken, kızıl saçlılıktaki artışın doğrudan bir faydadan ziyade diğer genlerle birlikte taşınması muhtemel görünüyor.
Çevresel Faktörler Biyolojimizi Nasıl Etkiliyor?
Geniş çaplı inceleme, bazı genetik özelliklerin farklı zaman dilimlerinde olumlu ya da olumsuz yönde seçilime uğradığını gösteriyor. Süreç içindeki dikkat çeken bazı dalgalanmalar şöyle:
Tüberküloz duyarlılığına neden olan genler birkaç bin yıl artış gösterdikten sonra yaklaşık 3.500 yıl önce düşüşe geçti.
Multipl skleroz (MS) hastalığına yatkınlık 2.000 yıl öncesine kadar yükselme eğilimi gösterip ardından azaldı.
Araştırmacılar, bu dalgalanmaların yeni patojenlerin ortaya çıkışı gibi çevresel değişiklikler veya değişen seçilim baskılarıyla yakından ilişkili olduğunu belirtiyor. Elde edilen veriler, Antik Genom Seçilimi (AGES) adıyla bilim dünyasının erişimine açıldı.
Şu an Doğu Avrasya popülasyonlarını da kapsayacak küresel bir inceleme yürüten ekip, benzer evrimsel modellerin dünyanın her yerinde işlediğini öngörüyor. Uzmanlara göre bölgeler arasında değişen temel unsur seçilimin varlığı değil; beslenme alışkanlıkları, iklim ve salgın hastalıklar gibi yerel çevresel faktörlerin biyolojimizi nasıl yönlendirdiğidir. Bu yaklaşımın genişletilmesi, farklı tarihsel baskıların farklı ortamlarda insan biyolojisini nasıl etkilediğini anlamamıza yardımcı olacak.

