Piyasa verileri yükleniyor...
İmamoğlu’nun diploma davasında süreç Danıştay’a taşındı

İmamoğlu’nun avukatlarınca sunulan temyiz dilekçesinde, siyasi saiklerle alınan diploma iptali kararının, hukuka, hukuk güvenliği ilkesine, idari istikrara ve kazanılmış haklara açıkça aykırı olduğu, yargılama sürecinde doğal hakim ilkesinin ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği savunularak, yürütmenin durdurulması ve kararın bozulması talep edildi.

HABERIN DEVAMI

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatları, İstanbul Üniversitesi tarafından alınan diploma iptali kararına karşı Danıştay'a temyiz başvurusunda bulundu. Temyiz dilekçesinde, 35 yıl sonra verilen iptal kararının kazanılmış haklara ve hukuk güvenliği ilkesine aykırı olduğu savunularak yürütmenin durdurulması ve kararın bozulması talep edildi. Yargılama sürecinde mahkeme heyetlerinin değiştirilmesine dikkat çekilen dilekçede, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği öne sürüldü.

İmamoğlu’nun Avukatları Diploma İptali Kararını Danıştay’a Taşıdı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eğitim geçmişi ve üniversite diplomasına yönelik idari işlemlere ilişkin yargısal süreçte yeni bir hukuki hamle geldi. İmamoğlu’nun müdafileri, İstanbul Üniversitesi tarafından tesis edilen ve daha önce istinaf mahkemesince hukuka uygun bulunan yatay geçiş, mezuniyet ve diploma iptali kararına karşı temyiz dilekçesi sundu. Üst mahkemeye iletilen dilekçede, söz konusu iptal tasarrufunun idari istikrar, hukuk güvenliği ilkesi ve kazanılmış haklara bütünüyle aykırılık teşkil ettiği savunulurken, yürütmenin durdurulması ve yerel mahkeme hükmünün bozulması yönünde karar verilmesi talep edildi.

Hukuki süreçte itiraz noktalarını sıralayan avukatlar, İstanbul Üniversitesi’nin 18 Mart 2025 tarihinde yürürlüğe koyduğu iptal kararının, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın idari talebi üzerine yetkisiz makamlarca hızlandırılmış bir prosedürle alındığını iddia etti. Savunma tarafı, aynı üniversitenin geçmiş yıllarda konuya ilişkin hazırladığı resmi mütalaalar ile son iptal kararı arasındaki çelişkilere dikkat çekerek hukuki öngörülebilirlik vurgusu yaptı.

"Geçmiş Tarihli Resmi Yazılar Mevzuata Uygunluğu Belgeliyor"

Temyiz incelemesini gerçekleştirecek yüksek mahkemeye sunulan belgeler arasında, İstanbul Üniversitesi bünyesinden daha önce çıkan resmi kurum görüşleri de yer aldı. Dilekçede, üniversite yönetiminin 27 Mart 2020 tarihli resmi yazışmasında, Ekrem İmamoğlu’nun lisans eğitimi döneminde gerçekleştirdiği yatay geçiş işlemlerinin o dönem yürürlükte olan mevzuat hükümlerine tamamen riayet edilerek tamamlandığının açıkça ikrar edildiği aktarıldı.

Bunun yanı sıra, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü imzasıyla tanzim edilen 7 Ekim 2024 tarihli bilgi notunda da idari işlemlerin, mezuniyet hak edişinin ve diplomalandırma sürecinin mer'i mevzuata uygun olduğunun altının çizildiği anımsatıldı. Avukatlar, kurumun kendi geçmiş kararları ve resmi beyanlarıyla çelişen bu son iptal işleminin kamu yararı gözetilerek değil, siyasi saiklerin etkisiyle hayata geçirildiğini ileri sürdü.

"İstinaf Mahkemesinin Red Gerekçesi Yetersiz"

Yargılamanın usul yönünden eksiklikler barındırdığını savunan müdafiler, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun reddi kararını da sert bir dille eleştirdi. Kararın gerekçesiz olduğunu savunan avukatlar, istinaf merciinin esasa ve usule ilişkin davanın seyrini değiştirebilecek mahiyetteki hiçbir temel iddiayı derinlemesine tartışmadığını, yalnızca "İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu" yönünde matbu bir ifadeyle yetindiğini belirtti.

Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından içtihat altına alınan "gerekçeli karar hakkı" ilkelerine atıfta bulunulan dilekçede, yargılama makamlarının tarafların adil yargılanma hakkını sakatlamayacak biçimde her iki tarafın da esaslı itirazlarını karşılama yükümlülüğü olduğu anımsatıldı.

Heyet Değişiklikleri ve "Doğal Hakim İlkesi" Vurgusu

Dava dosyasında öne çıkan en dikkat çekici usul itirazlarından biri de yargılamayı yürüten mahkeme heyetlerinde yaşanan yapısal değişiklikler oldu. Dilekçede aktarılan bilgilere göre, ilk derece mahkemesi sıfatıyla dosyayı inceleyen İstanbul 5. İdare Mahkemesi heyeti dava süreci boyunca toplamda dört kez değişikliğe uğradı. Benzer şekilde, istinaf incelemesini yürüten İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi başkanının da tam karar tefhim aşamasında değiştirildiği bilgisi dilekçede yer aldı.

Bu durumun tabii hakim (doğal hakim) güvencesini zedelediğini öne süren avukatlar, yargılama mercilerindeki olağan dışı heyet sirkülasyonunun adil yargılanma hakkına halel getirdiğini iddia etti. Savunma dilekçesinde, bu tasarrufların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) yetki saptırmasını yasaklayan maddelerine aykırılık oluşturduğu yönünde hukuki mütalaalara yer verildi.

"35 Yıllık Kazanılmış Hakkın Geri Alınması Hukuka Aykırı"

Haber konusu idari işlemin tesis edildiği tarih ile olayın arka planı arasındaki zaman dilimine vurgu yapan müdafiler, Ekrem İmamoğlu’nun öğrencilik dönemindeki yatay geçiş evraklarında, muafiyet belgelerinde veya mezuniyet aşamasında herhangi bir hileli davranış, yanıltıcı beyan ya da sahte belge kullanımına dair hiçbir somut tespit veya iddiaların bulunmadığını ifade etti. Tüm sürecin ilgili üniversite makamlarının gözetiminde ve onayıyla yürüdüğü belirtildi.

Yaklaşık 35 yıl gibi uzun bir sürenin ardından idarenin kendi işlemlerini geriye dönük olarak iptal etmesinin "idari istikrar" ve "hukuki güvenlik" ilkelerini ortadan kaldıracağı savunuldu. İmamoğlu’nun avukatları, bu gerekçeler doğrultusunda temyiz başvurusunun kabul edilerek, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesinin 13 Mayıs 2026 tarihli kararının yürütmesinin durdurulmasını ve hukuka aykırı buldukları hükmün Danıştay tarafından bozulmasını talep etti.

Kaynaklar

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...