Özer, iftara beyaz ekmek, pilav ya da tatlı gibi basit karbonhidratlarla başlandığında kan şekerinin hızla yükseldiğini söylüyor. Bu da kısa sürede yeniden açlık hissi doğurabiliyor. “İftardan sonra tekrar bir şeyler yeme isteğinin arkasında çoğu zaman kan şekeri dalgalanması vardır,” diyor Özer.
Lifli Besinlerle Tok Kalın
Peki çözüm ne? Liften zengin besinler! Salata, sebze çorbası veya zeytinyağlı sebzeler, mide boşalmasını yavaşlatarak yemeklerin daha dengeli sindirilmesini sağlıyor. Kan şekeri daha kontrollü yükseldiği için, daha uzun süre tok kalmak mümkün hale geliyor.
Sebzelerle başlayan bir iftar, hem sindirim sisteminizi hazırlıyor hem de yeme sırasındaki dengeyi sağlıyor. İlk lokma aslında gece boyunca metabolik sürecin nasıl ilerleyeceğini belirleyen kritik bir adım.
Sahur ve Tatlıya Dikkat
Sahuru atlamak ise kilo kontrolünü zorlaştırıyor. Özer, “Sahur yapılmadığında iftarda daha hızlı ve büyük porsiyonlarla yemek yenir. Protein ve lif açısından dengeli bir sahur, gün içinde kan şekeri dalgalanmalarını azaltır,” diyor. Yumurta, yoğurt, sebze ve az miktarda tam tahıllı ekmek ile yapılan bir sahur, akşam saatlerindeki yeme davranışını daha dengeli hâle getiriyor.
Tatlı tüketiminde de zamanlama önemli. Ana yemekten hemen sonra küçük porsiyonlar halinde tatlı yemek, kontrolü elden bırakmadan Ramazan sofralarının tadını çıkarmanızı sağlıyor. Saatler sonra ayrı bir öğün gibi tüketilen tatlılar, fark etmeden günlük enerji alımını artırabiliyor.
Kısacası, iftara sebze veya lifli besinlerle başlamak, hem tokluk sürenizi uzatıyor hem de metabolik dengeyi korumanıza yardımcı oluyor. Küçük ama etkili bir adım, büyük fark yaratabilir.


