Çinli mevkidaşı Wang Yi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde konuşan Arakçi, “Hürmüz Boğazı herkese açıktır ve tüm gemiler güvenle geçebilir fakat bizimle savaşan ülkeler söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.
Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre görüşmede, bölgedeki gerilim, deniz güvenliği ve olası ateşkes süreci ele alındı.
Hürmüz Boğazı vurgusu
Arakçi’nin açıklamalarında en dikkat çeken başlık, küresel enerji taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı oldu. İranlı Bakan, boğazın uluslararası geçişlere açık olduğunu vurgularken, İran ile çatışma halinde olan ülkelere yönelik net bir uyarı mesajı verdi.
Bu açıklama, özellikle petrol sevkiyatının büyük bölümünün geçtiği bölgede olası bir gerilimin küresel piyasalara etkisi açısından yakından takip ediliyor.
“Geçici değil, kapsamlı ateşkes istiyoruz”
İran’ın mevcut krize yaklaşımına da değinen Arakçi, geçici çözümler yerine kalıcı ve kapsamlı bir ateşkes istediklerini belirtti. İran halkının “her zamankinden daha fazla birlik içinde” olduğunu söyleyen Arakçi, taraflara gerilimi düşürme çağrısı yaptı.
Arakçi ayrıca, Çin’in bu süreçte daha aktif rol üstlenmesini beklediklerini ifade ederek, barışın sağlanması için uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekti.
Çin’den diyalog ve müzakere mesajı
Görüşmede söz alan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ise, krizlerin çözümünde askeri yöntemler yerine diplomasiye vurgu yaptı. Wang, “Umarız tüm taraflar barış için fırsatları değerlendirir ve süreci en kısa sürede başlatır” dedi.
Çin’in tutumuna ilişkin de konuşan Wang Yi, ülkesinin tarafsız ve objektif bir çizgide kalmaya devam edeceğini, diğer ülkelerin egemenlik haklarına yönelik ihlallere karşı duracaklarını belirtti. Ayrıca, Çin’in çatışmaların sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın sağlanması için aktif rol oynayacağını ifade etti.
Küresel dengeler açısından kritik gelişme
Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı üzerinden gelen bu mesaj, sadece bölgesel değil küresel etkiler doğurabilecek nitelikte. Enerji güvenliği, deniz ticareti ve uluslararası ilişkiler açısından kritik bir eşik olarak değerlendirilen açıklamalar, önümüzdeki süreçte diplomatik temasların hızlanabileceğine işaret ediyor.

