Güney Afrika’nın birçok şehrinde düzenlenen göçmen karşıtı protestolar, belirlenen "yasal olmayan göçmenlerin ülkeyi terk etmesi için son gün" uyarısıyla gerilimli saatlere sahne oldu. Protestocuların bazı noktalarda dükkanları yağmaladığı ve yabancı uyruklu kişilerin kaldığı evlere zarar verdiği bildirildi. Aylardır süregelen huzursuzluklar nedeniyle uluslararası toplumdan tepki çeken olaylarda, bugüne kadar en az dört kişi hayatını kaybederken, binlerce yabancı uyruklu kişi iş yerlerini kapatmak veya evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Ekonomik Kaygılar ve Göçmen Karşıtlığı
Durban ve Johannesburg gibi büyük ticaret merkezlerinde yoğunlaşan gösterilerde, özellikle işsizlik ve ekonomik zorluklarla boğuşan Güney Afrikalı vatandaşlar yer aldı. "Yabancıların iş imkanlarını elimizden aldığı" gerekçesiyle bir araya gelen protestocu gruplar, göçmenlerin varlığının kamu hizmetleri üzerinde baskı oluşturduğunu iddia ediyor. Sosyal bilimciler ise bu iddiaların somut bir kanıtı olmadığını belirtse de, işsizlik oranının %33 seviyelerinde olduğu ülkede yabancı karşıtlığına dayalı söylemlerin politik bir zeminde güç kazandığı gözlemleniyor.
Güvenlik ve Hukuki Süreç
Güvenlik güçleri ülke genelinde yoğun önlemler alırken, polis ekipleri yağma girişimlerine karşı müdahalede bulundu. Soweto gibi bölgelerde polislerin kalabalıkları dağıtmak için plastik mermi kullandığı, Johannesburg'un doğusunda ise taktik araçların konuşlandırıldığı aktarıldı. Mart ayından bu yana göçmen karşıtı şiddet olaylarına karıştığı öne sürülen kişiler hakkında 100’den fazla cezai dosya açıldı.
Cumhurbaşkanı Ramaphosa’dan İtidal Çağrısı
Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, yaşanan şiddet olaylarını kınayarak sağduyu çağrısında bulundu. Ramaphosa, göç konusundaki endişelerin "anlaşılabilir ve gerçek" olduğunu ancak protesto hakkının, başkalarını tehdit etme veya vandallık yapma özgürlüğü vermediğini vurguladı. Güney Afrika’nın 30 yıl önce apartheid dönemini geride bırakmasına rağmen gelir eşitsizliği gibi yapısal sorunlarla mücadele etmeye devam etmesi, ülkeyi bölgesel bir göç merkezi kılarken sosyal gerilimi de canlı tutuyor.
