Kanser, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Erkeklerde en sık akciğer, prostat, kolorektal, mide ve karaciğer, kadınlarda ise meme, kolorektal, akciğer, serviks ve tiroit kanseri görülüyor.
Kolon kanseri, dünya genelinde en sık görülen ve hayat kaybına yol açan kanser türleri arasında yer alıyor. Gelişmiş ülkelerde daha sık görülürken, Asya ve Afrika’da daha az rastlanıyor.
Uzmanlar, yüksek kalorili besinler, şeker, karbonhidrat, kırmızı et ve hayvansal yağ tüketiminin kolon kanseri riskini artırabildiğine dikkat çekiyor. Kolorektal kanser vakalarının yaklaşık yüzde 90'ının 50 yaşından sonra ortaya çıktığı belirtiliyor.
"Rektal kanserler de dahil edildiğinde, kolorektal kanserler erkeklerde bronş ve prostat kanserlerinden sonra üçüncü, kadınlarda ise meme kanserinden sonra ikinci sırada görülmektedir. En sık görüldüğü yaş grubu 60-70 yaş aralığıdır."
BELİRTİLER SESSİZCE İLERLİYOR
Kolon kanserinin gelişmiş ülkelerde daha sık görüldüğü ifade edilirken, yağın kolon mukozası üzerinde toksik etkisi olduğu, bitkisel liflerin ise koruyucu rol oynadığı vurgulanıyor. Posadan zengin beslenme, kanserojen maddelerin kolon mukozasıyla temas süresini kısaltmakta, dışkı hacmini artırarak zararlı maddelerin etkisini azaltmaktadır. Ayrıca, kalsiyum, selenyum, A, C, E vitaminleri ve karotenoidler de kolon kanseri riskini düşüren faktörler arasında yer alıyor. Obezite ve hareketsiz yaşam tarzı ise riski artırıyor.
Uzmanlar, kolon kanseri gelişiminde ileri yaş, beslenme alışkanlıkları, aile ve kişisel hastalık öyküsü ile inflamatuvar bağırsak hastalıklarının rol oynadığını, 50 yaş sonrası tarama testlerinin büyük önem taşıdığını vurguluyor.
Kolon kanseri uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Çoğu vakada, bağırsakta gelişen polipoid oluşumlar (adenomlar) yaklaşık 10 yıl içinde kansere dönüşebilir. Sol tarafta yerleşen tümörler bağırsakta daralmaya yol açarak tıkanıklığa neden olabilir. Sigmoid kolon yerleşimli kanserlerde başlangıçta kanama, ilerleyen dönemlerde ise dışkıda az miktarda kan görülebilir, bu durum çoğu zaman basur ile karıştırılır. Sağ tarafta yerleşen kolon kanserlerinde kanama dışkıyla karıştığı için fark edilmesi daha zordur, sıklıkla gizli kanama ve anemi gelişir.
40 YAŞ ÜSTÜNE KOLONOSKOPİ ŞART
Dışkılama alışkanlığındaki değişiklikler mutlaka ciddiye alınmalı. Sağ kolon kanserlerinde bağırsak içeriği sıvı olduğundan tıkanıklık genellikle büyük tümörlerde ortaya çıkar, sol kolon ise daha dar ve katı içerikli olduğundan tıkanıklık daha sık görülür. Hastalarda hafif ishal, kronik kan kaybına bağlı yorgunluk, halsizlik, kilo kaybı ve genel durum bozukluğu görülebilir.
Karında şişkinlik, kolik tarzda ağrı, mukuslu ve kanlı dışkılama, yaşam kalitesini düşüren belirtiler arasında yer alıyor. 40 yaş üzerindeki bireylerde görülen her anal kanamada kolonoskopi yapılması gerektiği, bu hastaların yaklaşık yüzde 10'unda kolon kanseri tanısı konulduğu belirtiliyor.
Tedavi planı, kanserin yerleşim yeri, evresi ve metastaz varlığına göre belirleniyor. Cerrahi, kemoterapi veya kombinasyonları uygulanabiliyor. Cerrahinin temel amacı, kanserli kolon segmenti ve lenfatik drenajı içeren mezokolonun çıkarılmasıdır. Günümüzde CME (Complete Mezokolik Eksizyon) yöntemi, kolorektal cerrahlar tarafından rutin olarak uygulanıyor. Ameliyatlar açık, laparoskopik veya robotik yöntemlerle yapılabiliyor.
