Dünya genelinde artan çatışmalar ve demokratik gerilemelerle birlikte, kadın hakları ciddi bir tehdit altında bulunuyor. Yeni yayımlanan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri raporu, kadınların ve kız çocuklarının onları korumakla yükümlü sistemler tarafından yüzüstü bırakıldığını gözler önüne seriyor. Rapora göre, giderek artan toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcı yasalar, kadınların hak arayışında büyük bir boşluk yaratıyor.
Kadınlar Ayrımcı Yasaların Hedefinde
UN Women Politika ve Hükümetlerarası Bölüm Direktörü Sarah Hendriks, dünyada daralan sivil alanların ve ekonomik baskıların toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı örgütlü bir geri tepki yarattığını belirtiyor. Adalet sistemlerinin bu baskıları doğrudan yansıttığını vurgulayan rapor, bazı ülkelerde yasaların kadınların özgürlüğünü kısıtlamak ve istismarın cezasız kalmasını sağlamak amacıyla yeniden şekillendirildiğine dikkat çekiyor.
Yasalar ve Uygulama Arasındaki Boşluk Büyüyor
Mevcut verilere göre, incelenen ülkelerin yaklaşık yüzde 70’inde kadınlar adalete erişim konusunda erkeklere kıyasla çok daha büyük engellerle karşılaşıyor. Bu engeller arasında; ayrımcı hukuki çerçeveler, toplumsal normlar, devletten bağımsız geleneksel adalet sistemleri, çatışma ortamları ve yasalar ile uygulama arasındaki derin boşluklar yer alıyor. Dünya genelinde kadınlar, erkeklerin sahip olduğu hakların yalnızca yüzde 64’üne erişebiliyor. Ayrıca ülkelerin yüzde 54’ünde tecavüzün yasal tanımı hâlâ rızaya dayalı bir çerçevede değerlendirilmiyor.
Savaş ve Şiddet Sarmalında Kadın Olmak
Küresel ölçekte tırmanan gerilimler, kadınları her zamankinden daha savunmasız bir konuma sürüklüyor. 2024 yılı verilerine göre, 676 milyon kadın ve kız çocuğu ölümcül bir çatışmanın 50 kilometre yakınında yaşıyor ve bu sayı 1990’lardan bu yana en yüksek seviyeyi işaret ediyor. Bu durumun bir sonucu olarak, çatışma bağlantılı cinsel şiddet ihlallerinde yüzde 87 oranında bir artış yaşandığı kaydediliyor.
Kurumlara Olan Güven Hızla Kayboluyor
Sistemdeki cezasızlık kültürünün giderek yaygınlaşması, adalet kurumlarının meşruiyetini kaybetmesine neden oluyor. Dünyada hiçbir ülke kadınlar ve erkekler arasında tam yasal eşitliği henüz sağlayabilmiş değil. Ancak 1970’ten bu yana aile hukukunda yapılan yargı reformları sayesinde 600 milyondan fazla kadının ekonomik fırsatlara erişim kazandığı da biliniyor.
Kadınlar İçin Tasarlanan Sistemler Kurulmalı
Hükümetlere 2030 yılına kadar uygulanması tavsiye edilen adımların başında, reformların "kadınlar tarafından şekillendirilen ve kadınlar için tasarlanan" bir yaklaşımla hayata geçirilmesi geliyor. Öte yandan, şiddeti sona erdirmek için sahada çalışan kuruluşların yüzde 90’ı temel hizmetlerinde ciddi bir azalma yaşarken, bu kurumların yalnızca yüzde 5’i mevcut koşullar altında iki yıldan fazla ayakta kalabileceğini öngörüyor. Sistemin kalıcı olarak düzelebilmesi için kamu harcamalarının artırılması talep ediliyor.


