Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu tarafından yayımlanan Mart 2026 raporu, kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete dair güncel verileri tüm şeffaflığıyla ortaya koydu. Açıklanan son verilere göre, mart ayı içerisinde toplam 42 kadın erkek şiddeti sonucunda hayatını kaybetti. Meydana gelen bu ölümlerin 33’ü kadın cinayeti olarak resmi kayıtlara geçerken, 9 vaka ise şüpheli ölüm başlığı altında raporlandı. Elde edilen bulgular, şiddetin yönü, faillerin profili ve cinayetlerin gerçekleştiği mekânlar açısından uzun süredir devam eden tablonun değişmediğini net bir şekilde gösteriyor. Kayıtlara geçen rakamlar, şiddetin boyutunu gözler önüne seriyor.

Ev İçi Şiddet Verileri ve Faillerin Profili
Hazırlanan raporda en çok öne çıkan detaylardan biri, cinayetlerin işlendiği alanlar oldu. İstatistikler, kadınların en çok kendi evlerinde ve halihazırda tanıdıkları erkekler tarafından hedef alındığını ortaya koyuyor. Birlikte yaşanılan, evli olunan veya ayrılma aşamasında bulunulan erkekler, şiddetin en sık görüldüğü failler olarak raporda yer alıyor. Federasyon yetkilileri, kadınlara yönelik şiddet olaylarının münferit vakalar olmadığını, aksine cinayetlerin çok büyük bir bölümünün kapalı kapılar ardında, bizzat evin içinde gerçekleştiğini belirtiyor. Ev ortamında yaşanan bu vakaların genellikle dışarıya yansımaması, kurumsal müdahale imkânlarını da sınırlandırıyor. Bu durum, olayların ancak geri dönülmez bir noktaya ulaştığında açığa çıkmasına neden oluyor.
Karar Verme Hakkına Müdahale ve Ateşli Silah Kullanımı
Raporun detaylarında, kadınların hayatlarına dair aldıkları kişisel kararların şiddete ana gerekçe olarak gösterildiği görülüyor. Ayrılmak veya boşanmak isteyen kadınlar, kendi hayatları üzerinde söz sahibi olmak istedikleri durumlarda doğrudan failin hedefi haline geliyor. Cinayetlerin işlenme yöntemlerine bakıldığında ise önemli bir kısmında ateşli silah kullanıldığı tespit edildi. Ateşli silahların bu sürece dahil olması, şiddet vakalarının çok kısa sürede ölümle sonuçlanmasına yol açıyor. Raporda belirtilen bu hızlı ve yıkıcı durum, faillerdeki kontrol kurma isteği ve eylemlerinin cezasız kalacağına dair oluşan algının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Koruma Kararlarına Rağmen İşlenen Cinayetler
Mart ayına ait verilerin en dikkat çeken ve sistemdeki aksaklıkları gösteren bir diğer bölümü ise alınan yasal güvenlik önlemlerinin yetersizliği oldu. Resmi koruma kararı bulunan kadınların dahi şiddetten korunamadığı ve hayatını kaybettiği raporda açıkça belirtiliyor. Kağıt üzerinde var olan yasal önlemlerin sahada tam anlamıyla uygulanamaması, kadınları en savunmasız anlarında yalnız bırakarak şiddet döngüsünün kırılmasını engelliyor. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu verileri, bu tür olayların istisnai olmadığını, aksine her ay benzer nedenler ve sonuçlarla tekrar eden, süreklilik üreten yapısal bir sorun olduğunu kamuoyuna sunuyor.


