Deprem bölgesindeki yeniden inşa sürecini küresel iklim vizyonuyla birleştirdiklerini belirten Kurum, 11 ilde inşa edilen yarım milyon konutun "neredeyse sıfır enerjili bina" standartlarına uygun tasarlandığını müjdeledi.
Bakan Kurum, bu yeni nesil binalar sayesinde enerji tüketiminde yüzde 39, sera gazı emisyonunda ise yüzde 38 oranında azalma sağlandığını vurguladı. Deprem sonrası çalışmaların sadece bir inşa faaliyeti olmadığını belirten Kurum, bu sürdürülebilir şehircilik modelinin Türkiye’nin 81 iline yayılacağını ifade etti.
"Asrın Dayanışması Asrın İnşa Seferberliğine Dönüştü"
6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen çalışmaları rakamlarla paylaşan Bakan Kurum, sahadaki üretim hızının saatte 23, günde ise 550 konuta ulaştığını söyledi. 27 Aralık 2025 itibarıyla toplamda 455 bin konut ve iş yerinin teslim edildiğini belirten Bakan, şu değerlendirmelerde bulundu:
Nüfus bakımından Litvanya, yüz ölçümü açısından Bulgaristan kadar bir alanı iki yılda; altyapısı, okulları ve parklarıyla topyekun yeniden inşa ettik. Bu süreci, enkaz atıklarını geri dönüştürerek çevreci bir hassasiyetle yürüttük.
COP31 Hedefi: Dirençli Şehirler ve Küresel Finansman
Bakan Kurum, Türkiye’nin ev sahipliğine aday olduğu COP31 sürecinde şehirlerin iklim eyleminin merkezine konulacağını ifade etti. Hatay’daki buluşmanın sonunda yayımlanacak Hatay Deklarasyonu'nun dünya şehirleri için bir referans olacağını belirten Kurum, binaların emisyonlarını azaltacak yeşil sertifika sistemlerinin ve yeni finansman mekanizmalarının küresel ölçekte yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı.
Deprem bölgesindeki tecrübelerin Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefiyle uyumlu olduğunu hatırlatan Kurum, kentsel dönüşüm çalışmalarında artık iklim direnci, enerji verimliliği ve sıfır atık uyumunun temel kriter olacağını sözlerine ekledi.

