Kallas, İsrail'in askeri eylemlerinin bölgedeki kırılgan dengeleri sarstığını ve ABD-İran ateşkesini ciddi bir baskı altına soktuğunu vurguladı.
Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulunan Kallas, "Hizbullah Lübnan'ı savaşa sürükledi ancak İsrail'in kendini savunma hakkı, bu denli büyük bir yıkımı haklı çıkarmaz." ifadelerini kullandı. Kallas, dün geceki saldırılarda yaşanan can kayıplarının boyutuna dikkat çekerek, bu sert eylemlerin uluslararası hukuk nezdinde savunulmasının zor olduğunu dile getirdi.
Bölgesel Ateşkes ve Lübnan Denklemi
Kallas, diplomatik çabaların odağındaki ateşkes sürecine değinerek, İran ile sağlanan mutabakatın Lübnan’ı da kapsaması gerektiğini belirtti. Hizbullah’ın silahsızlanma taahhüdüne sadık kalması gerektiğini hatırlatan Yüksek Temsilci, AB'nin Lübnan hükümetinin bu yöndeki çabalarına destek verdiğini yineledi.
İsrail yönetimi ise geçici ateşkesi desteklediğini açıklamasına rağmen, Lübnan ile ilgili maddelerin bu uzlaşmanın parçası olmadığını savunuyor. Bu yaklaşım, bölgedeki çatışmaların Lübnan cephesinde şiddetlenerek devam etmesine neden oluyor.
Diplomatik Trafik ve İslamabad Müzakereleri
ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Nisan’da duyurduğu, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartına bağlı iki haftalık ateşkes süreci, bölge ülkeleri tarafından yakından takip ediliyor. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, savaş hedeflerine ulaşıldığını belirterek nihai müzakereler için İslamabad adresini işaret etti.
Türkiye, Pakistan ve Mısır'ın arabuluculuk faaliyetleriyle olgunlaşan bu süreçte, 15 gün içinde kalıcı bir sonuca varılması hedefleniyor. Ancak İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarının, bu hassas müzakere zeminini tamamen ortadan kaldırmasından endişe ediliyor.
