Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesine bağlı Güzelöz Mahallesi’nde, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte taş fırınlardan mis gibi kokular yükseliyor. Yaklaşık 100 yıllık bir geçmişe sahip olan ekşi mayalı köy ekmeği ve geleneksel katmer yapımı, mahalle sakinlerinden Fatma Çıtak (62) ve Anakız Babacan (72) tarafından büyük bir özveriyle sürdürülüyor. Kendi yetiştirdikleri buğdayları öğüterek hazırladıkları doğal unlarla hamur yoğuran kadınlar, bu zahmetli süreci imece usulüyle keyifli bir dayanışmaya dönüştürüyor.
'Bu Lezzet Hazır Ekmekte Yok'
Yaklaşık 45 yıldır fırın başında olan Fatma Çıtak, geleneği annesinden devraldığını belirterek bu işin püf noktalarını anlattı. Çıtak, "Bu ekmek bizim olmazsa olmazımız. Sabah 5'te kalkar yoğururuz, kendi mayasıyla bir-iki saatte kabarır. Hazır ekmekten çok daha lezzetli ve sağlıklı. Ancak bu iş yalnız yapılacak bir iş değil; komşularla, kardeş hanımlarıyla yardımlaşarak yapıyoruz" dedi. Yeni neslin bu zahmetli işten kaçtığını ifade eden Çıtak, geleneğin kaybolmasından korktuğunu dile getirdi.
Eski Değirmenlerin ve Doğal Mayanın Tadı
72 yaşındaki Anakız Babacan ise geçmişte bu sürecin çok daha zorlu ama daha lezzetli olduğunu hatırlattı. Babacan, "Eskiden unumuzu taş değirmenlerde kendimiz öğütürdük. Orakla biçer, elimizle işlerdik. Ekmeğimiz daha kepekli ve daha doğal olurdu. Şimdiki gençler bakkaldan hazır alıp yiyor. Biz ölürsek bu fırınlar da kapanır diye korkuyoruz. Bu bizim anamızdan babamızdan kalan mirasımız, sürdürseler çok iyi olur" ifadelerini kullandı.
Genç Kuşağa İmece Çağrısı
Anadolu’nun kadim kültürlerinden biri olan imece, Güzelöz Mahallesi'nde sadece ekmek yapmak değil, aynı zamanda komşuluk bağlarını güçlendirmek anlamına geliyor. Kadınlar, her ne kadar gençlerin hamur açmaya veya fırın yakmaya pek yaklaşmadıklarını gözlemleseler de, bu kültürel mirasın korunması için çağrılarını yinelemeye devam ediyor. Kendi yoğurdukları hamurdan ayırdıkları 'köy mayası' ile yapılan bu ekmeklerin, bölge gastronomisi için korunması gereken bir değer olduğu vurgulanıyor.
