Tarihinde ilk kez BMGK'da temsil hakkı elde etmeyi başaramayan Berlin yönetiminin yarışa geç katılması ve dış politikadaki bazı tutumları, alınan bu beklenmedik sonucun temel nedenleri olarak gösteriliyor.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda gerçekleştirilen gizli oylama, Avrupa diplomasisi açısından çarpıcı bir sonuca sahne oldu. Çarşamba günü yapılan ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyelerinin belirlendiği seçimlerde Almanya, tarihinde ilk defa konseyde koltuk elde etme başarısı gösteremedi. Batı Avrupa grubuna ayrılan ve 1 Ocak 2027 tarihinde başlayacak olan iki üyelik kontenjanı için kıyasıya bir yarış yaşandı. Bu yarışın sonucunda Portekiz ve Avusturya, Almanya'yı geride bırakarak BMGK'da temsil edilme hakkı kazandı.
Avrupa Koltukları Portekiz ve Avusturya'nın Oldu
BM Genel Kurulu'nda Avrupa koltukları için büyük bir çekişmeye sahne olan gizli oylamanın sonuçlarına göre Portekiz 134, Avusturya ise 131 ülkenin desteğini almayı başardı. G7 üyesi olan, Avrupa'nın en büyük ekonomisi konumunda bulunan ve kıtanın siyasi ile güvenlik alanındaki temel direklerinden biri olarak kabul edilen Almanya ise 104 oyda kalarak büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Bugüne kadar konseyde altı farklı dönemde görev yapmış olan Berlin yönetiminin, bu kez yeterli desteği bulamaması uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
BMGK Dağılımı ve Diğer Bölgelerdeki Sonuçlar
Toplam 15 üyeden oluşan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere daimi üye statüsünde yer alırken, kalan 10 üye farklı coğrafi bölgelere ayrılan kontenjanlar doğrultusunda iki yıllık kademeli dönemler için seçiliyor. Oylamada Afrika koltuğu için tek aday olan Zimbabve 182 oyla seçilirken, Latin Amerika ve Karayipler grubu koltuğu da yine rakipsiz yarışan Trinidad ve Tobago'ya 181 oyla gitti. Asya grubuna ayrılan koltuk için Filipinler ile Kırgızistan arasında yeterli çoğunluk sağlanamadığı için ikinci tur oylamaya geçildiği bildirildi. Seçilen bu yeni ülkeler, 2027 yılı itibarıyla Pakistan, Somali, Yunanistan, Danimarka ve Panama'nın yerini devralacak.
Kampanya Süreci ve Diplomatik Çabalar Yetersiz Kaldı
Almanya adına kampanya sürecini yürüten ve destek arayışında olan Alman heyetinden siyasetçi Johann Wadephul, oylama öncesinde New York'ta diplomatlar ve hükümet temsilcileriyle yoğun temaslarda bulunmuştu. Süreç boyunca Almanya'nın BM sistemine en çok mali katkı sağlayan ülkelerden biri olduğuna ve barış misyonlarındaki aktif rolüne vurgu yapıldı. Ayrıca federal hükümet, Afrika ülkelerinin BMGK'da daha fazla nüfuz sahibi olma taleplerine destek vereceği yönünde vaatlerde bulunmuştu. Ancak iki güçlü rakibe karşı yürütülen bu diplomatik çabalar, hedeflenen sonucu getirmeye yetmedi.
Kaybın Arkasındaki Siyasi ve Stratejik Etkenler
Diplomatik kulislerde Almanya'nın bu yenilgisinin arkasında yatan birden fazla stratejik neden olduğu ifade ediliyor. En önemli faktörlerden biri olarak zamanlama gösteriliyor. Avusturya adaylığını 2011'de, Portekiz ise 2013'te açıklarken, Berlin'in yarışa resmi olarak ancak 2020 yılında dahil olması kampanya süresi açısından ciddi bir dezavantaj yarattı.
Öte yandan uluslararası gözlemciler, federal hükümetin küresel krizlerdeki tutumunun da oyları doğrudan etkilediğini belirtiyor. Özellikle İsrail'in bölgedeki askeri operasyonlarının ve ABD ile birlikte İran'a yönelik adımlarının uluslararası hukuk bağlamında Almanya tarafından net bir şekilde eleştirilmemesinin, uluslararası toplumda tepkilere yol açtığı ve bu durumun sandığa yansıdığı öne sürülüyor. Yeni üye ülkelerin konseydeki iki yıllık görev süreleri boyunca küresel güvenlik krizlerine nasıl bir yaklaşım sergileyecekleri ise şimdiden merakla bekleniyor.
