Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Afrika CDC), Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (KDC) yayılmaya devam eden Ebola salgınına ilişkin küresel çapta ses getiren bir uyarı yayınladı. Genel Direktör Jean Kaseya, virüs taşıyan kişilerle temas kurmuş on binlerce kişinin takibinin henüz yapılamadığını duyurdu. Salgının kontrol altına alınamaması durumunda tarihin en büyük sağlık krizlerinden birinin yaşanabileceği belirtiliyor.
Afrika CDC Genel Direktörü Jean Kaseya’dan Tarihi Uyarı
Afrika kıtasında yayılımını sürdüren Ebola salgını, uluslararası sağlık otoritelerini ciddi bir tedirginliğe sevk etti. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Afrika CDC) Genel Direktörü Jean Kaseya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti merkezli olarak devam eden salgına ilişkin kritik verileri paylaştı. Burundi'de düzenlenen ve Afrika devlet başkanlarının geniş katılım gösterdiği çevrim içi yüksek düzeyli toplantıda söz alan Kaseya, enfekte kişilerle doğrudan veya dolaylı teması bulunan on binlerce kişinin henüz sağlık ekiplerince takibinin yapılamadığını açıkladı.
Kaseya, yerel sağlık altyapısının yetersizliği ve coğrafi koşullar nedeniyle filyasyon çalışmalarında ciddi aksamalar yaşandığına dikkat çekti. Genel Direktör, liderlere hitaben yaptığı konuşmada, "Salgını çok yakın zamanda durduramazsak, Batı Afrika ve doğu KDC'de geçmişte yaşadıklarımızdan çok daha kötü, küresel boyutta bir facia tablosuyla karşı karşıya kalacağız" ifadelerini kullanarak durumun vehametini ortaya koydu.
Geçmişteki Büyük Salgınlar Yeniden Hatırlatıldı
Afrika CDC yönetimi, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla yakın tarihte kıtayı sarsan ve küresel bir tehdit haline dönüşen eski salgınlara atıfta bulundu. Genel Direktör Jean Kaseya, 2014-2016 yılları arasında Gine, Liberya ve Sierra Leone başta olmak üzere tüm Batı Afrika'yı etkisi altına alan ve resmi verilere göre 11 binden fazla insanın yaşamını yitirmesine yol açan büyük salgını anımsattı.
Aynı zamanda Kongo’da 2018 yılında baş gösteren ve görece daha düşük ölüm oranlarıyla seyreden salgın sürecine de değinen uzmanlar, mevcut dalganın çok daha geniş bir yayılım potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Uzmanlar, geçmişteki tecrübelerin, erken ve agresif müdahale yapılmadığı takdirde bölgesel krizlerin nasıl küresel birer biyolojik tehdide dönüştüğünü net bir şekilde kanıtladığını ifade ediyor.
Güney Afrika'dan Mücadeleye Dev Maddi Destek
Salgının yayılım hızının kesilmesi ve filyasyon çalışmalarının hızlandırılması adına kıta ülkelerinden de maddi adımlar gelmeye başladı. Zirvede söz alan Güney Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, ülkesinin Ebola salgınıyla mücadele fonu kapsamında daha önce taahhüt ettiği 5 milyon dolarlık bütçeyi 13,5 milyon dolara yükselttiğini ilan etti.
Ramaphosa, zirveye katılan tüm Afrika liderlerine seslenerek, mevcut ekonomik taahhütlerini sürdürmeleri ya da güçleri oranında artırmaları gerektiği çağrısında bulundu. Batı Afrika’da yıllar önce yaşanan felakete atıfta bulunan Ramaphosa, geciken koordinasyonun ve uluslararası toplumun duyarsızlığının faturasının çok ağır olduğunu, yerel bir odağın hızla küresel bir krize evrilebileceğini belirtti.
Mevcut Varyantın Tedavisi ve Aşısı Bulunmuyor
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğu sınırında yer alan Ituri eyaletinde, kısa süre içinde 246 şüpheli vakanın tespit edilmesi ve 65 kişinin hayatını kaybetmesi üzerine takvimler 15 Mayıs'ı gösterdiğinde ülkede resmi olarak salgın ilan edilmişti. Gelişmeleri yakından takip eden Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de gecikmeksizin 17 Mayıs'ta yeniden hortlayan bu salgın nedeniyle "uluslararası halk sağlığı acil durumu" kararı almıştı.
Uluslararası sağlık komitelerinden alınan bilgilere göre, mevcut salgının bu derece korkutucu olmasının arkasında virüsün genetik yapısı yer alıyor. Laboratuvar incelemeleri, vakaların nadir görülen bir Ebola varyantı olan "Bundibugyo" virüsünden kaynaklandığını ortaya koydu. Tıp dünyası, bu spesifik varyant üzerinde henüz onaylanmış, kesin bir tedavi protokolünün veya geliştirilmiş koruyucu bir aşının bulunmadığını rapor ediyor. Bu durum, temaslı kişilerin bulunmasını hayati bir zorunluluk haline getiriyor.
