Küresel enerji koridorları ve Orta Doğu güvenliği açısından kritik bir dönemeçten geçilirken, Washington ile Tahran hattındaki diplomatik temasların arka planı netleşmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran yönetimi ile süregelen dolaylı görüşmelerin bölgesel istikrar ve özellikle Hürmüz Boğazı'nın yeniden ticari trafiğe açılması noktasında kritik bir rol oynayabileceğini ifade etti. Rubio, yürütülen diplomatik sürecin yalnızca bölgesel güvenlik hatlarıyla sınırlı kalmayacağını, doğrudan Tahran'ın nükleer programına ilişkin en kritik başlıkları da ihtiva edeceğini resmen bildirdi.
Uranyum Stoklarının Akıbeti ve Hürmüz Boğazı Dengesi
ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesinde bakanlığının önümüzdeki döneme ait bütçe planlamaları hakkında kapsamlı bir sunum yapan Marco Rubio, İran'ın nükleer programının belirli bölümlerini müzakere masasına getirmeyi kabul ettiğini açıkladı. Görüşmelerin, küresel petrol ticaretinin şah damarı konumundaki Hürmüz Boğazı'ndaki blokajın kaldırılmasına yardımcı olabileceği umudunu paylaşan Bakan Rubio, uranyum zenginleştirme faaliyetlerine yönelik sert mesajlar verdi. İran'ın, topraklarında derin sığınaklarda ve dağlık bölgelerde muhafaza ettiği yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının geleceği konusunda şeffaf ve detaylı bir müzakere sürecine girmek mecburiyetinde olduğunu kaydetti.
"Zenginleştirilmiş Uranyum İmha Edilmek Zorunda"
Gelecek turlarda ele alınacak teknik detayların ABD ulusal güvenliği ve müttefiklerin savunması açısından hayati önem taşıdığını hatırlatan Rubio, Tahran yönetiminin nükleer faaliyetlerine uzun vadeli yasal sınırlamalar getirmesi yahut bu programları tamamen iptal etmesi gerektiğinin altını çizdi. Washington'ın süreçteki temel beklentisini aktaran Bakan Rubio, "İran tarafının 'Zenginleştirilmiş uranyumu imha edeceğiz' şeklinde net bir taahhütte bulunması gerekiyor. Şu an temel mesele, bu imha işleminin hangi uluslararası denetim mekanizmalarıyla ve ne şekilde icra edileceğidir. Bu mekanizmalar elbette müzakere edilebilir." ifadelerini kullandı.
Yakın Zamanda Anlaşma Mümkün mü?
Senatörlerin sorularını yanıtlayan Rubio, İran ile nihai bir anlaşmaya ne zaman varılabileceğine dair kesin bir takvim vermekten kaçınsa da diplomatik çözümün yakın bir süreçte formüle edilebileceğine dair iyimser bir tablo çizdi. Dolaylı müzakerelerin doğası gereği bürokratik ve operasyonel zorluklar barındırdığını dile getiren Rubio, Tahran'dan resmi yanıt almanın birkaç günü bulabileceğini, ancak mevcut gerilimi ve askeri hareketliliği sonlandıracak kapsamlı bir mutabakatın ihtimal dahilinde olduğunu öne sürdü.
Kamuoyunda merak edilen yaptırımların esnetilmesi konusuna da açıklık getiren Bakan Rubio, yalnızca Hürmüz Boğazı'nın açılması karşılığında İran'a uygulanan ekonomik ambargoların hafifletilmesi ya da dondurulan varlıkların serbest bırakılması gibi bir teklifin hiçbir surette masada bulunmadığını kesin bir dille ifade etti.
Senato'da "92 Günlük Askeri Müdahale" Çatlağı
Diplomatik temaslar sürerken, Trump yönetiminin Orta Doğu stratejisi iç siyasette muhalefetin sert eleştirilerine hedef oldu. Virginia Senatörü Tim Kaine, İran hedeflerine yönelik başlatılan askeri operasyonların üzerinden 92 gün gibi uzun bir süre geçmesine rağmen, Beyaz Saray'ın halen Kongre'ye bu müdahaleyi ve savaş durumunu yasal olarak haklı çıkaracak gerekçeli bir hukuki görüş sunmadığını hatırlattı. Bu durum, Washington koridorlarında askeri stratejiler ile diplomatik müzakereler arasındaki eş güdümün ve yetki sınırlarının önümüzdeki günlerde daha fazla sorgulanacağını gösteriyor.

