ABD'nin 2021 yılında Afganistan'dan tamamen çekilmesinin ardından Taliban'ın ülke genelinde yeniden kontrolü ele geçirmesi, yalnızca siyasi dengeleri değil Afgan toplumunun temel hak ve özgürlüklerini de derinden etkileyen bir süreci beraberinde getirdi. 2021 yılında yeniden yönetimin ele geçirilmesiyle kısa sürede birçok yasak güncellenerek veya genişletilerek tekrar yürürlüğe konuldu. Bu yasaklar, özellikle kadınlar, çocuklar, sanatçılar, gazeteciler ve dini azınlıklar üzerinde derin etkiler yarattı.

Köleliğin Hukuki Zemini mi Hazırlanıyor?
Taliban yönetimi altında hazırlanan ve 'Mahkemeler İçin Ceza Muhakemesi Kanunu' olarak adlandırılan yeni düzenleme, hem ülke içinde hem de uluslararası alanda sert tepkilere yol açtı. India Today'in aktardığı bilgilere göre, söz konusu yasa, Afgan vatandaşlarını dört eşitsiz sınıfa ayırıyor ve 'ghulami' ya da 'ghulam' olarak adlandırılan köleleri açıkça yasal bir kategori olarak tanımlıyor. İnsan hakları örgütleri, bu düzenlemenin köleliği fiilen meşrulaştırdığını savunuyor.
Londra merkezli Afghan International, yasanın yalnızca 'kemik kırıkları' ya da 'derinin yırtılması' ile sonuçlanan belirli şiddet biçimlerini yasakladığını bir babanın 'namazı ihmal etmek' gibi gerekçelerle 10 yaşındaki oğlunu cezalandırabileceğine dair ifadeleri içerdiğini aktarıyor.

'Taliban'la Normalleşme Yok'
Avrupa Parlamentosu üyesi Hannah Neumann, Taliban'ın yeni ceza kanununu sert sözlerle eleştirdi. Neumann, düzenlemenin cinsiyet ayrımcılığını kurumsallaştırdığını, kadınlar ve kız çocukları için köleleştirmeyi meşrulaştırdığını savunarak Taliban'la ilişkilerin normalleştirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. X platformunda yaptığı paylaşımda, Taliban'ın eylemlerinden sorumlu tutulmasının geciktiğini vurgulayan Neumann, 'Taliban'la normalleşme yok!' ifadelerini kullandı.
Ceza kanunu yalnızca Batılı siyasetçilerin değil, bölgesel ve dini kurumların da tepkisini çekti. Afganistan National'ın aktardığına göre, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sözcüsü Stéphane Dujarric, Taliban'a ayrımcı yasaları ve kararnameleri yürürlükten kaldırma çağrısında bulundu. Pakistan İslam Alimleri Konseyi ise düzenlemenin İslami öğretilerle bağdaşmadığını belirterek, kanunun Kur'an ve Sünnete aykırı olduğunu açıkladı.
Şiddet, Kölelik ve İnfaz...
Taliban lideri Hibatullah Akhundzada tarafından imzalanan yasa, eleştirmenlere göre çocuk dövmeyi açıkça suç saymayan, köleliği tanıyan, dansı suç kabul eden ve yalnızca Sünnileri Müslüman olarak tanımlayarak diğer mezhepleri 'sapmış' olarak nitelendiren hükümler içeriyor. Ayrıca, Taliban muhaliflerinin öldürülmesine kapı aralayan maddelerin yer aldığı da iddialar arasında.
Bu düzenlemeler, Taliban'ın hukuk sistemini bir cezalandırma ve kontrol aracı olarak yeniden yapılandırdığına dair endişeleri güçlendiriyor.

Sessiz Bir Yasak: Doğum Kontrolünün Engeli
Tüm bu tartışmalar sürerken, kamuoyuna resmi olarak duyurulmayan ancak etkileri derin olan bir başka yasak daha gündemde. The Guardian'ın haberine göre, Taliban'ın 2023 yılında Afganistan genelinde yayılmaya başlayan gayri resmi doğum kontrol yasağı, ülkenin üreme sağlığı sistemini fiilen çökertti.
Doğum kontrol yöntemleri piyasadan kayboldu, birçok klinik kapandı ve hamilelik komplikasyonları tedavi edilemeden kaldı. Yasak hiçbir zaman resmi olarak ilan edilmedi; ancak 2023'ün başlarından itibaren farklı illerde görev yapan doktorlar ve ebeler aynı tabloyu rapor etti: malzemelerin gecikmeli gelmesi, ardından daha küçük miktarlarda temin edilmesi ve sonunda tamamen kesilmesi.
The Guardian'ın aktardığı tanıklıklara göre, birçok kadın, doğuramayacak durumda olmasına karşın doğum kontrol yöntemleri uygulanmaması nedeniyle ağır fiziksel ve psikolojik yıkımla yüzleşti. Bu şartlar, ölümcül gebelikler ve tedavi edilemeyen düşüklerle daha da işin içinden çıkılamaz sonuçlara yol açtı.
Bu Zamana Kadar Uygulanan Yasaklar
Taliban yönetiminin en sert uygulamaları en çok kadınları hedef aldı. 1990'larda kadınların çalışması neredeyse tamamen yasaklandı; kız çocuklarının okula gitmesi engellendi. Kadınların yanlarında erkek vasi (mahrem) olmadan sokağa çıkmaları yasaklandı ve burka zorunlu hale getirildi.
2021 sonrası dönemde Taliban, başlangıçta daha ılımlı mesajlar verse de kısa sürede benzer yasakları yeniden uygulamaya koydu. Kız çocuklarının ortaokul ve lise eğitimi askıya alındı, kadınların üniversiteye erişimi durduruldu. Birçok kamu kurumunda ve sivil toplum kuruluşunda kadınların çalışması yasaklandı; kadın gazeteciler ekranlardan çekildi, kadınların televizyon programlarında görünürlüğü ciddi biçimde kısıtlandı.
Müzik, Dans Yasaklandı
Taliban, hem 1990'larda hem de 2021 sonrasında müziği büyük ölçüde yasakladı. Enstrümanlar toplatıldı, yakıldı veya imha edildi. Düğünlerde müzik çalınması, şarkı söylenmesi ve dans edilmesi yasaklandı. Sinema salonları kapatıldı; televizyon ve radyo yayınları sıkı denetime alındı.
Sosyal medya ve internet kullanımı da aynı şekilde gözetim altına alındı. Taliban karşıtı paylaşımlar yapan kişiler gözaltı, işkence veya zorla kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı.
Resim, heykel ve fotoğraf gibi görsel sanatlar da 'putperestlik' gerekçesiyle yasaklandı. Taliban'ın 2001 yılında Bamyan'daki dev Buda heykellerini yıkması, bu yaklaşımın en sembolik örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı. 2021'den sonra, BBC'nin aktardığına göre, sanatçılar baskıya uğradı, müzik aletleri yakıldı ya da parçalandı ve kültürel ifade alanı neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı. Bu yasaklar, Afganistan'da kamusal yaşamın sessizleşmesinin sembollerinden biri hâline geldi.
Taliban, erkeklerin sakal uzunluğundan kadınların giyim biçimine kadar günlük yaşamın pek çok alanını düzenleyen katı kurallar getirdi. Erkeklerin sakal bırakması zorunlu tutuldu; Batı tarzı kıyafetler yasaklandı. Kadınların yüksek sesle konuşması, yabancı erkeklerle iletişim kurması veya tek başına seyahat etmesi kısıtlandı.
Hırsızlık, zina ve 'ahlaka aykırı davranışlar' için kırbaçlama, uzuv kesme ve halka açık infazlar gibi cezalar uygulandı. Bu cezalar, hem caydırıcılık hem de toplumsal kontrol aracı olarak kullanıldı.
Kaynak: Nirvana Haber
Fotoğraf: AA

