Teknoloji dünyası yapay zeka devrimiyle çalkalanırken, bu gelişmenin arka planında sessizce büyüyen bir çevre sorunu dikkat çekiyor. Memphis'te Elon Musk'ın amiral gemisi olan veri merkezinin, kirlilik kontrollerinden muaf gaz türbinleriyle gökyüzüne görünmez dumanlar pompaladığı tespit edildi. Uzmanlar, yapay zeka süper bilgisayarlarını çalıştıran bu tesislerin, büyük bir enerji santralinden daha fazla gezegen ısıtan gaz yaydığını belirtiyor. Bu durum, teknolojinin çevre üzerindeki maliyetine dair tartışmaları alevlendirdi.
Dijital Devrimin Görünmeyen Karbon Ayak İzi
Bilim insanları, yapay zeka patlamasını endişeyle izliyor. Teknoloji, dijital dünyayı yanlış bilgilerle doldururken, doğal dünyayı da karbon emisyonları ile kirletiyor. Bazı uzmanlar, veri merkezlerinin temiz ekonomiye geçişi raydan çıkarabileceğinden ve gezegenin ısınmasını 1,5 derecede tutma hedefine gereksiz bir engel oluşturabileceğinden korkuyor. İrlanda'da veri merkezleri, ülkenin elektriğinin beşte birini tüketiyor ve bu oranın birkaç yıl içinde üçte bire çıkması bekleniyor. Bu 'muazzam, üstel büyüme', enerji şebekelerinin kapasitesini zorluyor ve yenilenebilir enerji kazanımlarını gölgede bırakıyor.
Küresel ölçekte veri merkezleri şu anda elektriğin sadece %1'ini tüketse de, bu oranın hızla artması bekleniyor. ABD'de bu merkezlerin elektrik talebinin 2035 yılına kadar iki katına çıkacağı öngörülüyor. Teknoloji devleri nükleer enerji gibi alternatiflere yönelse de, yakın gelecekte fosil yakıtlar arzın merkezinde yer almaya devam edecek. Özellikle kömür ve doğal gazın, yapay zeka yarışını kazanmak için 'temel' görülmesi, çevresel kaygıları artırıyor.
Petrol Devleri ve Yapay Zeka Ortaklığı
Yapay zekanın kendi enerji tüketiminin yanı sıra, fosil yakıt endüstrisine sağladığı katkılar da eleştiri konusu. Microsoft gibi teknoloji devlerinin petrol ve gaz şirketleriyle yaptığı anlaşmalar, petrol üretimi kapasitesini artırmayı hedefliyor. Örneğin, yapay zeka algoritmaları sayesinde derin deniz sondaj planlamaları kısalıyor ve rezerv tespitleri kolaylaşıyor. Uluslararası Enerji Ajansı, yapay zekanın teknik olarak çıkarılabilir petrol ve gaz rezervlerini %5 oranında artırabileceğini tahmin ediyor. Bu durum, teknoloji şirketlerinin 'sürdürülebilirlik' vaatleriyle çelişiyor ve 'etkinleştirilmiş emisyonlar' sorununu gündeme getiriyor.
Çözüm Olasılığı ve Düzenleme Çağrıları
Öte yandan, yapay zekanın iklim kriziyle mücadelede güçlü bir müttefik olabileceğini savunanlar da var. Yapay zekanın güneş ve rüzgar enerjisi entegrasyonunu hızlandırması, pil bileşimlerini iyileştirmesi ve enerji verimliliğini artırması gibi potansiyel faydalar masada. Google ve diğer şirketler, yapay zeka sayesinde soğutma sistemlerinde %40'a varan tasarruf sağladıklarını belirtiyor. Savunucular, diğer sektörlerin kirleticiliği göz önüne alındığında, yapay zekanın sağlayacağı verimliliğin kendi karbon maliyetini telafi edebileceğini öne sürüyor.
Ancak çevresel gruplar ve bazı yetkililer, sektörün kontrolsüz büyümesine karşı önlem alınmasını istiyor. BM yetkilileri ve çevre örgütleri, yeni veri merkezlerinin inşasına yönelik moratoryum çağrısında bulunuyor. İspanya gibi bazı ülkeler ise dijitalleşmenin karbon giderme hedeflerine hizmet etmesini yasal zorunluluk haline getiriyor. Uzmanlar, yapay zekanın iklim krizini çözmek için piller tasarlamak veya kasırgaları tahmin etmek gibi 'iyi' amaçlar yerine, sadece daha fazla tüketimi teşvik eden bir araç haline gelmesinden endişe ediyor.
The Guardian


