Piyasa verileri yükleniyor...
Uzmanlar açıkladı! Yaşlandıkça zaman neden daha hızlı geçiyor?

Yaş ilerledikçe zamanın daha hızlı aktığı hissi sadece psikolojik bir yanılgı değil. Bilim dünyası bu durumu beynin veri işleme hızı ve rutinlerle açıklıyor.

HABERIN DEVAMI

İnsan ömrü ilerledikçe zaman algısı büyük bir değişime uğruyor. Çocukluk ve gençlik yıllarında yavaş ilerleyen aylar, yetişkinlik döneminde göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor gibi hissediliyor. Nörologlar ve psikologlar tarafından yapılan bilimsel araştırmalar, bu evrensel hissin sadece psikolojik bir yanılgı olmadığını, doğrudan insan beyninin çalışma mekanizması ve biyolojik yaşlanma ile ilgili olduğunu ortaya koyuyor.

Beynin Görsel Veri İşleme Hızı Yavaşlıyor

Bilim dünyasında zaman algısındaki bu değişim öncelikle nörolojik temellere dayandırılıyor. Duke Üniversitesi araştırmacılarından Prof. Dr. Adrian Bejan'ın yayımladığı çalışmaya göre, yaşlanan insan beyninde sinir ağları giderek karmaşıklaşıyor ve sinyallerin kat etmesi gereken mesafe uzuyor. Bu biyolojik değişim, beynin saniyede işlediği görsel kare sayısının (kare hızının) doğrudan düşmesine neden oluyor.

Çocukların ve gençlerin beyni, dış dünyadan gelen uyarıcıları çok daha hızlı işleyerek kısa sürede daha fazla görsel veri kaydediyor. Yetişkinlerde ise veri işleme hızı yaşa bağlı olarak düştüğü için beyin aynı zaman diliminde daha az görsel anı üretiyor. Fiziksel dünyada zaman aynı hızda aksa da, zihin daha az görsel veri kaydettiği için zaman çok daha hızlı geçmiş gibi algılanıyor.

Yeni Deneyimlerin Eksikliği ve Rutinlerin Etkisi

Zaman algısını belirleyen ikinci büyük faktör ise beynin yeni deneyimleri kaydetme biçimi olarak öne çıkıyor. Nörobilimci David Eagleman'ın çalışmalarına göre beyin, daha önce hiç karşılaşmadığı yeni ve şaşırtıcı olayları işlerken yoğun bir enerji harcayarak detaylı bir kayıt oluşturuyor. Bu yoğun veri depolama işlemi, geriye dönüp bakıldığında o dönemin daha uzun sürdüğü hissini yaratıyor.

Çocukluk döneminde dünyayı keşfetmek (ilk kez bisiklete binmek, yeni bir çevre, farklı deneyimler) beyin için sürekli yeni bir veri (novelty) oluşturuyor ve bu durum zamanı yavaşlatıyor. Yetişkinlikte ise hayatın büyük bir kısmı öngörülebilir rutinlere dönüşüyor. Beyin, her gün tekrarlanan işe gitme veya aynı eylemleri yapma gibi rutinleri kaydetme gereği duymuyor. Yeni anı dosyalarının oluşturulmaması, geçmişe bakıldığında zamanın bir anda uçup gittiği yanılsamasını yaratıyor.

Matematiksel Orantı Teorisi

Zamanın hızlanması hissi, 19. yüzyılda Fransız filozof Paul Janet tarafından ortaya atılan Orantı Teorisi ile matematiksel olarak da açıklanıyor. Bu bilimsel modele göre, insanın zamanı algılayış biçimi, yaşadığı toplam süreye oranla belirleniyor.

Beş yaşındaki bir çocuk için bir yıl, tüm hayatının yüzde 20'sine denk geliyor ve zihinsel olarak çok büyük bir zaman dilimini ifade ediyor. Ancak 50 yaşındaki bir yetişkin için bir yıl, hayatının sadece yüzde 2'sine karşılık geliyor. Matematiksel olarak bir yılın toplam ömür içindeki payının yıllar geçtikçe küçülmesi, insan zihninde dönemlerin giderek daha kısa ve hızlı yaşandığı algısını pekiştiriyor.

İlişkili Haber
Türkiye'nin en uzun ömürlü şehirleri... Ortalama 78,3 yıl!

Türkiye'nin en uzun ömürlü şehirleri... Ortalama 78,3 yıl!

Kaynaklar

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...