ABD Başkanı Donald Trump'ın, haftalarca süren gerilimin ve tırmanan tehditlerin ardından Grönland meselesini çözüme kavuşturacak bir 'gelecek anlaşması çerçevesi' duyurması, küresel diplomaside ve piyasalarda geniş yankı uyandırdı. Trump'ın bu hamlesi finansal piyasalarda toparlanmayı sağlayıp Avrupalı liderlere derin bir nefes aldırsa da, Arktik bölgesindeki yerel halk ve Danimarkalı bazı siyasetçiler arasında derin bir şüphe ve tepkiyle karşılandı.
Dünya Ekonomik Forumu'ndaki konuşmasında Grönland'ın 'mülkiyeti ve tapusu dahil' kendisine verilmesi konusundaki ısrarını sürdüren Trump, askeri müdahale tehditlerinden geri adım atarak daha diplomatik bir ton benimsedi. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmelerin ardından sosyal medya üzerinden bir açıklama yapan ABD Başkanı, Grönland ile ilgili bir taslak anlaşma üzerinde uzlaşıldığını ve sekiz Avrupa ülkesine yönelik gümrük vergisi tehditlerini geri çektiğini duyurdu.
Diplomatik Rahatlama ve 'Yapılacak Çok İş Var' Uyarısı
Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen, yaşanan gelişmeyi 'Gün başladığından daha iyi bitti' sözleriyle değerlendirdi. Rasmussen, Danimarka Krallığı'nın kırmızı çizgilerine saygı duyulması şartıyla, Amerika'nın Arktik bölgesindeki güvenlik endişelerini ele almaya hazır olduklarını belirtti. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Hollanda Başbakanı Dick Schoof da Trump'ın geri adım atmasını memnuniyetle karşılarken, Hollandalı lider bu durumu bir 'gerilimi düşürme' işareti olarak yorumladı.
Ancak Çarşamba günkü anlaşmanın mimarlarından olan NATO Genel Sekreteri Rutte, sürece dair temkinli konuştu. Henüz 'yapılacak çok iş olduğunu' vurgulayan Rutte, Grönland'ın anlaşma kapsamında Danimarka Krallığı'nın bir parçası olarak kalıp kalmayacağı sorusuna net bir yanıt vermedi ve konunun gündeme gelmediğini belirtti. NATO sözcüsü Allison Hart ise müzakerelerin, müttefiklerin kolektif çabalarıyla Arktik güvenliğini sağlamaya odaklanacağını ifade etti.
Grönland Masada Yok: 'İki Adamın Konuşması Anlaşma Sayılmaz'
Diplomatik koridorlardaki iyimser hava, Grönland'ın temsilcileri ve bazı Danimarkalı milletvekilleri tarafından paylaşılmıyor. Müzakerelerde Grönland'ın devre dışı bırakılmasına sert tepki gösteren milletvekili Sascha Faxe, süreci 'gerçek bir müzakere değil, iki adamın sohbeti' olarak nitelendirdi. Faxe, 'Grönland müzakerelerin bir parçası olmadan herhangi bir anlaşma yapılamaz' diyerek tepkisini dile getirdi.
Basına yansıyan iddialara göre, üzerinde konuşulan uzlaşı planı, ABD'ye Grönland'daki askeri üslerin bulunduğu küçük bölgeler üzerinde egemenlik hakkı tanıyabilir. Bu durum, İngiltere'nin Kıbrıs'taki askeri üslerinin statüsüne benzetiliyor. Ayrıca, söz konusu çerçevenin ABD'ye, Danimarka'dan izin almaksızın nadir toprak elementleri madenciliği yapma izni verebileceği de öne sürülüyor.
Bu iddialar üzerine konuşan Grönlandlı milletvekili Aaja Chemnitz Larsen, NATO'nun bölgenin egemenliği veya madenleri üzerinde söz sahibi olması fikrinin 'tamamen söz konusu dışı' olduğunu vurguladı.
Piyasalar 'TACO' Etkisiyle Toparlandı
Trump'ın askeri güç kullanma tehdidinden vazgeçmesi ve gümrük vergilerini askıya alması, küresel piyasalarda da olumlu bir rüzgar estirdi. Salı günü ABD borsalarında yaşanan sert satış dalgası, Çarşamba günü yerini toparlanmaya bıraktı. Finans uzmanları, piyasaların belirsizliği fiyatladığını ve Trump'ın geri adımıyla rahatladığını belirtiyor.
Analistler, bu durumu Trump'ın geçmişte de sergilediği bir davranış kalıbına bağlıyor: Büyük tehditler savurup, piyasalar düştüğünde geri çekilmek. Financial Times, bu fenomeni 'Trump Her Zaman Korkup Kaçar' (Trump Always Chickens Out) ifadesinin kısaltması olan 'TACO' akronimiyle tanımlıyor. Uzmanlara göre, İngiltere, Fransa ve Belçika gibi ülkelerin ellerinde trilyonlarca dolarlık ABD hazine tahvili bulundurması ve bunları satma riski, Trump'ın geri adım atmasında etkili olan ekonomik baskı unsurlarından biriydi.
Yerel Halkın Güveni Yok: 'Grönland Bizimdir'
Washington ve Brüksel hattında diplomasi trafiği sürerken, Grönland sokaklarında öfke ve güvensizlik hakim. Başkent Nuuk'ta yaşayan vatandaşlar, Trump'ın açıklamalarına şüpheyle yaklaşıyor. Yerel halktan kişiler, Trump'ın sözlerine inanmadıklarını belirterek 'Yalan söylüyor' ifadelerini kullanırken, genel hissiyat 'Grönland, Grönlandlılarındır' cümlesinde birleşiyor.
Transatlantik ilişkilerde son on yılların en derin çatlağına neden olan bu krizde, Kanada Başbakanı Mark Carney de kurallara dayalı uluslararası düzeni savunan sert bir konuşma yapmıştı. Trump'ın geri adımı şimdilik sıcak çatışma riskini azaltmış görünse de, Grönland halkının rızası olmadan yapılacak herhangi bir anlaşmanın sürdürülebilirliği konusundaki soru işaretleri varlığını koruyor.


