Osmanlı harem hayatının bilinmeyen yönlerini ve eğitim sistemini gün yüzüne çıkaran bu bölüm, 1660 yılındaki büyük harem yangınından sonra kurulan özgün mimari yapısıyla dikkat çekiyor.
Milli Saraylar İdaresi Başkanı Yasin Yıldız, açılışta yaptığı açıklamada, yaklaşık 350 yıllık binaların sadece birer konut değil, aynı zamanda kompleks birer eğitim ve hizmet alanı olduğunu vurguladı. Restorasyon kapsamında çamaşırhaneden mutfağa, hamamdan kadınefendi dairelerine kadar pek çok birim aslına uygun şekilde ihya edildi.
700’den Fazla Tarihi Eserle Canlanan Saray Yaşamı
Restorasyonun en dikkat çekici yanlarından biri, sadece binaların onarılmasıyla sınırlı kalmayıp mekanların dönemin ruhuna uygun şekilde tefriş edilmesi oldu. Arşiv belgeleri ve keşif defterleri ışığında seçilen 700’ü aşkın taşınabilir eser, cariyelerin günlük yaşamını ve aldıkları disiplinli eğitimi yansıtacak şekilde sergilenmeye başlandı.
Ziyaretçiler bu yeni rotada;
Osmanlı çini sanatının nadide örneklerini,
Sarayın en eşsiz vitray ve kalem işi süslemelerini,
Cariyelerin musiki, el sanatları ve yabancı dil eğitiminde kullandığı objeleri görebilecek.
Cariye Kültürüne Dair Yanlış Bilinenler Aydınlanıyor
Yeni açılan bölümler, cariyelik kurumunun sadece bir hizmet sınıfı değil, aynı zamanda ciddi bir eğitim yapısı olduğunu kanıtlar nitelikte. Üç kadınefendi dairesi, cariyeler koğuşu, kiler ve kahve ocağı gibi çok katmanlı bir yapıdan oluşan bu taşlık, saray hiyerarşisinin nasıl işlediğini mimari bağlamda gözler önüne seriyor.
Yasin Yıldız, geçtiğimiz yıl açılan Kara Ağalar Taşlığı ile bu yeni bölümün birbirini tamamladığını belirterek, bu alanların Topkapı Sarayı’nın "hiç görülememiş en özgün alanları" olduğunu ifade etti. "Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı", sarayın kapalı olduğu salı günleri hariç, her gün 09.00-17.30 saatleri arasında ek bir ücret ödenmeksizin ziyaret edilebilecek.

