Piyasa verileri yükleniyor...
Teknoloji devleri ebeveynlerde haksız suçluluk oluşturuyor
Teknoloji şirketleri çocukların dikkatini ticari ürüne dönüştürürken ebeveynler suçluluk duyuyor. Araştırmalar sorunun ebeveynlikte değil, tasarımda olduğunu gösteriyor.
HABERIN DEVAMI

Brigham Young Üniversitesi'nden Daniel Frost ve Ohio State Üniversitesi'nden Jane Shawcroft tarafından kaleme alınan makale, teknoloji şirketlerinin çocukların dikkatini sömürerek nasıl kar elde ettiğini ve bu sürecin ebeveynler üzerinde yarattığı haksız suçluluk duygusunu mercek altına alıyor.

Kaliforniya'da yaşayan üç çocuk annesi Talita Pruett, ilgili ve şimdiki ana odaklanan bir ebeveyn olmak için yoğun çaba sarf etmesine rağmen, medya kullanımı konusundaki suçluluk duygusundan kurtulamıyor. Ekran süresi sınırları, içerik filtreleri, telefonları yatak odası dışında şarj etme gibi tüm yöntemleri denemesine rağmen, hem çocuklarının medya alışkanlıkları hem de kendi tutumu hakkında sürekli bir endişe taşıyor. İlk başta 16 yaşına kadar telefon yasağı kuralı koyan aile, lise döneminde akran baskısı ve iletişim gereklilikleri nedeniyle bu kuralı esnetmek zorunda kaldı. Ancak kısa süre sonra kızının notlarındaki düşüş, annenin kararlarını sorgulamasına neden oldu. En küçük çocuğunun, diğer kardeşlerine kıyasla çok daha fazla medyaya maruz kalması ise en büyük endişe kaynağı haline geldi.

Ebeveynlik Değil, Tasarlanmış Bir Bağımlılık

Pruett'in yaşadığı bu durum münferit bir olay değil. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan yeni bir araştırma, ebeveynlerin yaklaşık yarısının çocuklarının medya kullanımı konusunda suçluluk duyduğunu ortaya koyuyor. Yine ebeveynlerin yarısı, çocuklarına medya konusunda yeterince iyi rehberlik edemedikleri endişesini taşıyor. Uzmanlara göre bu yaygın suçluluk hissi, yeni teknolojik manzaranın bir maliyeti olarak öne çıkıyor. Teknoloji şirketleri, ebeveynlere yardımcı olmak yerine, kâr odaklı stratejilerle çocukların gelişimini olumsuz etkileyen bir dijital ortam yaratıyor.

Şirketlerin tasarım tercihleri, ebeveynlere karşı haksız bir avantaj sağlıyor. Sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, sürekli bildirimler, gelişmeleri kaçırma korkusu (FOMO) ve akran onayı gibi özellikler, çocukları ekran başında tutmak için bilinçli olarak kullanılıyor. Bu tasarımlar, çocukların sağlıklı olandan çok daha uzun süre çevrimiçi kalmasını sağlıyor ve ebeveynleri, teknoloji devlerinin mühendislik harikası algoritmalarıyla mücadele etmek zorunda bırakıyor.

Milyarlarca Dolarlık Dikkat Ekonomisi

Bu stratejilerin arkasında devasa bir ekonomik model yatıyor. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, sosyal medya şirketlerinin 2022 yılında sadece çocuklara yönelik reklam gelirleri üzerinden 11 milyar dolar kazandığını ortaya koydu. Reklamverenlerin bu yüksek meblağları ödemeyi kabul etmesinin temel nedeni, platformların çocukların zamanını ve dikkatini başarılı bir şekilde sömürebilmesidir. Çocukların dikkatini 'hacklemek' için harcanan bu çaba ve para, ebeveynlerin yaşadığı yetersizlik hissinin temelini oluşturuyor. Veriler, ebeveynlerin yüzde 55'inin medya disiplini konusunda tutarsız hissettiğini, yüzde 67'sinin ise kendi medya kullanımlarını çocuklarının önüne koydukları için suçluluk duyduğunu gösteriyor.

Ebeveyn Kontrol Araçları Yetersiz Kalıyor

Aile Çevrimiçi Güvenlik Enstitüsü'nün çalışmasına göre, ebeveynlerin yalnızca yarısı tabletlerde ebeveyn kontrolü özelliklerini kullanıyor. Diğer cihazlarda bu oran daha da düşüyor. Ebeveynler, bu kontrollerin vaat edildiği gibi çalışmadığını, oyun veya uygulama ayarları hakkında yeterli bağlam sunmadığını ve hane kurallarıyla uyuşmayan ikili seçimler dayattığını belirtiyor. Mevcut sistem, ebeveynlerin birden fazla platformdaki karmaşık kontrolleri öğrenmesini, uygulamasını ve sürekli denetlemesini gerektiriyor. Bu durum, teknoloji şirketlerinin güvenli bir dijital ortam inşa etmek yerine, güvenlik sorumluluğunu tamamen ebeveynlerin omuzlarına yüklediğini gösteriyor.

Genç Anneler Daha Fazla Endişe Taşıyor

Yaygın kanının aksine, teknoloji kaynaklı suçluluk duygusu yaşlı ebeveynlerde değil, genç annelerde daha yoğun görülüyor. Araştırmalar, annenin yaşı küçüldükçe suçluluk duygusunun arttığını ortaya koyuyor. Bunun temel nedeni, genç neslin dijital medyanın öz saygı, konsantrasyon ve sosyal ilişkiler üzerindeki olumsuz etkilerini bizzat deneyimlemiş olmasıdır. TikTok, X, Instagram ve Facebook gibi platformların etkilerini yakından bilen genç ebeveynler, çocuklarını bu risklerden koruma konusunda daha yüksek bir baskı hissediyor. Uzmanlar, bu suçluluk duygusunun bireysel bir başarısızlık değil, toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekiyor. Çözüm ise bireysel ebeveynlik taktiklerinden ziyade, teknoloji endüstrisinin işleyişinde yapılacak sistemsel değişikliklerde yatıyor.

İlişkili Haber
15 yaş altına sosyal medya yasağı dalgası yayılıyor

15 yaş altına sosyal medya yasağı dalgası yayılıyor

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...