Uzay taşımacılığı ve uydu teknolojileri alanında küresel bir dev olan SpaceX, 12 Haziran 2026 tarihinde Nasdaq borsasında halka arzını gerçekleştirerek yatırımcıların odağına yerleşti. Halka arz fiyatı hisse başına 135 dolar olarak belirlenen şirket, ilk işlem gününden itibaren yoğun bir taleple karşılaştı. Arzdan doğrudan pay alamayan yatırımcıların ilgisiyle hisseler, kısa sürede 150 dolar seviyelerini aşarak ivme kazandı.
Söz konusu yükseliş trendi ilk işlem günlerinin ardından daha da hızlandı. Sadece üç işlem günü içerisinde hisse fiyatı 226 dolar seviyelerine kadar tırmanarak, halka arz fiyatı üzerinden yüzde 50’nin üzerinde bir prim gerçekleştirdi. Bu dönemde SpaceX’in piyasa değeri kısa süreliğine dünyanın en büyük şirketleri arasına girerek teknoloji devleri Amazon ve Microsoft gibi yapıları geride bıraktı.
Sert Satışlar ve Fiyat Düzeltmesi
Hissedeki hızlı yükselişin ardından piyasalarda kar satışlarının başlamasıyla birlikte geri çekilmeler görüldü. Hafta sonuna doğru 185 dolar seviyelerine gerileyen fiyatlar, 22 Haziran tarihindeki işlemlerde gelen sert satış baskısıyla 155 dolar seviyelerine kadar düştü. Güncel veriler, hisselerin 154-155 dolar bandında dengelenmeye çalıştığını gösteriyor. Zirve fiyatı olan 226 dolardan bu seviyelere gelen düşüş, yatırımcıların dikkatini "yüksek oynaklık" (volatilite) riskine çevirdi.
Dalgalanmanın Temel Nedeni: Düşük Dolaşım Oranı
Finansal analistler, SpaceX hisselerindeki bu ani fiyat değişimlerinin teknik bir nedene dayandığını belirtiyor. Mevcut verilere göre, şirketin halka arz edilen ve borsada aktif olarak işlem gören payı toplam hisselerin yalnızca yüzde 4,2’sini oluşturuyor.
Hisselerin büyük bir kısmı olan yüzde 95,8’lik bölüm, şirket yöneticileri ve mevcut ortaklar üzerinde bulunan "kilitlenme" (lock-up) süresi nedeniyle piyasada yer almıyor. Serbest dolaşımdaki pay oranının bu denli düşük olması, sınırlı sayıdaki hisse üzerinde gerçekleşen alım ve satım işlemlerinin, fiyat üzerinde normalden çok daha keskin etkiler yaratmasına zemin hazırlıyor. Yatırımcılar, kilitlenme sürelerinin sona ermesiyle birlikte hisse üzerindeki arz-talep dengesinin nasıl şekilleneceğini yakından takip ediyor.
