William Shakespeare bu açıdan istisnai bir yerde durur. Onu sadece güçlü hikâyelerin yazarı olarak görmek, etkisini fazlasıyla küçümsemek olur. Çünkü Shakespeare, İngilizceyi yalnızca kullanmadı; onu genişletti, esnetti ve dönüştürdü.
1700 Kelime: Edebi Bir Cesaret Örneği
Araştırmalar, Shakespeare'in eserlerinde yaklaşık 1700 kelimenin ilk kez kayda geçtiğini gösteriyor. 'Lonely', 'swagger', 'addiction' gibi bugün son derece gündelik kelimeler, Shakespeare'in metinlerinde ortaya çıktı. Bu durum, onun dil karşısında son derece cesur bir tavır aldığını gösterir.
O dönemde İngilizce, Latince ve Fransızca karşısında hâlâ ikinci plandaydı. Akademik ve resmî alanlarda tercih edilmiyor, sahne dili olarak görülüyordu. Shakespeare bu algıyı kırdı; İngilizceyi düşünceyi taşıyabilecek güçlü bir araç hâline getirdi.
Sahne Dili Nasıl Günlük Dile Dönüştü?
Shakespeare'in kelime üretimi yalnızca estetik bir tercih değildi. O, sahnedeki duyguyu ve çatışmayı daha net anlatabilmek için dili zorladı. Yeni kelimeler türetti, mevcut kelimelere yeni anlamlar yükledi.
Bu yaklaşım, tiyatro dilini günlük konuşmaya yaklaştırdı. Seyirci sahnede kendini duydu. Dil, yukarıdan konuşan bir yapı olmaktan çıktı; yaşayan, nefes alan bir hâl aldı.
Shakespeare'in Bugüne Kalan Asıl Mirası
Bir eleştirmen için Shakespeare'in asıl mirası, hikâyelerin ötesinde dilsel risk alma cesaretidir. O, kelimelerin sınırlarının sabit olmadığını gösterdi. Bugün İngilizce konuşan milyonlarca insan, farkında olmadan Shakespeare'in açtığı alanı kullanıyor.
Bu yüzden Shakespeare'i sadece bir oyun yazarı olarak değil, modern İngilizcenin mimarlarından biri olarak değerlendirmek gerekir. Onun kelimeleri, sahneden çıkıp sözlüklere yerleşti.
Bir Dilin Hikâyesini Yazmak
Shakespeare, karakterler yarattı ama aynı zamanda bir dilin hikâyesini de yazdı. Belki de bu yüzden yüzyıllar sonra hâlâ okunuyor. Çünkü anlattığı şeyler kadar, anlatma biçimi de zamana direniyor.
Kaykak: Oxford English Dictionary, British Council, Wikipedia
Düzenleyen: M.C. Muzaffer Aşcı


