Petrol piyasaları, 2020 yılından bu yana görülen en büyük yıllık kaybın yaşandığı 2025'i geride bıraktıktan sonra, 2026 yılının ilk işlem gününe sınırlı bir yükselişle başladı. Fiyatlardaki bu hareketlilikte, Ukrayna'nın Rus petrol tesislerine yönelik insansız hava aracı saldırıları ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Venezuela'nın petrol ihracatına uyguladığı baskının artması etkili oldu.
Cuma günü Asya piyasalarındaki işlemlerde Brent ham petrol vadeli işlemleri 14 sent artışla varil başına 60,99 dolara yükselirken, ABD Batı Teksas Tipi (WTI) ham petrolü de benzer bir artışla 57,56 dolardan işlem gördü. Piyasalardaki bu toparlanma çabası, geçtiğimiz yıl arz fazlası ve tarifelerden kaynaklanan endişelerin yarattığı satış baskısının ardından geldi.
Rusya-Ukrayna Savaşında Enerji Altyapısı Hedef Alınıyor
Dört yıla yaklaşan savaşı sona erdirmek amacıyla ABD Başkanı Donald Trump gözetiminde yürütülen yoğun görüşmelere rağmen, sahada çatışmalar hız kesmedi. Rusya ve Ukrayna, yeni yılın ilk gününde sivillere yönelik saldırı iddialarıyla birbirlerini suçlarken, Kiev yönetimi stratejik bir hamleyle Rusya'nın enerji altyapısına odaklandı. Ukrayna, son aylarda Moskova'nın askeri harekatını finanse eden kaynakları kesmek amacıyla Rus petrol tesislerine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırmış durumda. Bu durum, küresel enerji arzı güvenliği konusundaki endişeleri canlı tutarak fiyatları yukarı yönlü destekleyen ana unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Venezuela Üzerindeki Baskı ve Lojistik Kriz
Piyasayı etkileyen bir diğer önemli gelişme ise Washington hattından geldi. Başkan Trump yönetimi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla Çarşamba günü yeni yaptırımlar açıkladı. Venezuela'nın petrol sektöründe faaliyet gösterdiği belirtilen dört şirkete ve bunlarla bağlantılı petrol tankerlerine yaptırım uygulandı.
ABD'nin uyguladığı abluka, yaptırım kapsamındaki tankerlerin Venezuela'ya giriş ve çıkışını engellemeyi hedefliyor. Bu durum, ülkenin devlet enerji şirketi PDVSA'yı zor durumda bırakıyor. Artan kalıntı yakıt stokları nedeniyle rafineri ünitelerini kapatmamak için şirketin aşırı çözümlere başvurmak zorunda kaldığı belirtiliyor. Lojistik darboğazlar ve ihracat kısıtlamaları, küresel arz dengelerinde bölgesel sıkışıklıklara işaret ediyor.
Arz Fazlası Endişeleri ve ABD Üretim Rekoru
Jeopolitik risklerin fiyatları desteklemesine rağmen, piyasanın genel görünümünde arz fazlası endişeleri hakimiyetini koruyor. Brent ve WTI göstergeleri, 2025 yılında yaklaşık %20 değer kaybederek 2020'den bu yana en sert yıllık düşüşü kaydetti. Brent petrolü, kayıtların tutulmaya başlanmasından bu yana en uzun seri olan üç yıl üst üste değer kaybı yaşadı. Bu düşüşte, piyasadaki arz bolluğu ve ticaret tarifelerine ilişkin endişelerin jeopolitik risklere ağır basması etkili oldu.
Öte yandan, Enerji Bilgi İdaresi'nin (EIA) Çarşamba günü açıkladığı verilere göre, Amerika Birleşik Devletleri'nde petrol üretimi Ekim ayında günlük 13,87 milyon varil ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Geçen hafta ham petrol stoklarında düşüş gözlense de güçlü rafineri faaliyetlerine bağlı olarak benzin ve damıtılmış ürün stoklarında artış yaşanması, talep tarafındaki karışık sinyalleri güçlendiriyor.
Reuters



