Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde düzenlenen "Orta Doğu'da Durum" oturumunda, bölgedeki kırılgan dengeler masaya yatırıldı. BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Tom Fletcher, ABD ve İran arasındaki mevcut ateşkes durumuna rağmen bölgesel tansiyonun hala çok yüksek olduğunu ifade etti. Fletcher, özellikle kritik tedarik yollarında yaşanabilecek olası aksamaların sadece Suriye’yi değil, tüm coğrafyayı derinden etkileyecek bir insani felakete yol açabileceği konusunda dünyayı uyardı.
Suriye’de İnsani Kriz: Göç ve Doğal Afetler El Ele
Suriye’nin mevcut durumunu "derin bir kırılganlık" olarak tanımlayan Fletcher, çarpıcı veriler paylaştı. Lübnan’daki gerilimden kaçarak Suriye’ye sığınanların sayısı 290 bini aşarken, 2024 sonundan bu yana ülkeye dönen Suriyeli mülteci sayısının 1,6 milyona ulaştığı belirtildi. Ülke sadece siyasi gerilimle değil, aynı zamanda iklim kriziyle de mücadele ediyor. Suriye’nin beş bölgesini vuran seller nedeniyle 20 binden fazla kişi mağdur olurken, binlerce hektarlık buğday arazisinin sular altında kalması, gıda güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor.
Çocuklar Şiddet Sarmalının Tam Merkezinde
BM Genel Sekreteri Çocuklar ve Silahlı Çatışmalar Özel Temsilcisi Vanessa Frazier, Orta Doğu’daki çatışmalarda en ağır bedeli çocukların ödediğine dikkat çekti. Suriye’nin kuzeydoğusundaki kamplarda tutulan çocukların kimliksizlik ve eğitim mahrumiyeti nedeniyle her türlü istismara açık olduğunu belirten Frazier, bu çocukların topluma kazandırılması için uluslararası toplumun hızlı hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Suriye hükümetinin çocukların silah altına alınmasını önleme konusundaki adımları ise "umut verici" bir gelişme olarak kaydedildi.
Egemenlik İhlalleri ve Bölgesel Güvenlik Arayışı
Oturuma Şam’dan bağlanan BM Suriye Özel Temsilci Yardımcısı Claudio Cordone, sahadaki askeri ihlallere değindi. İsrail’in Suriye’nin güneyindeki askeri faaliyetlerinin uluslararası hukuku ve mevcut anlaşmaları ihlal ettiğini belirten Cordone, sınır ihlalleri ve alıkoyma olaylarının son bulması çağrısında bulundu. Bölgedeki kalıcı huzurun ancak egemenlik haklarına saygı ve diplomatik diyalog kanallarının açık tutulmasıyla mümkün olacağı ifade edildi.

