Dünya genelindeki bilim insanları tarafından hazırlanan ve iklim krizinin boyutlarını gözler önüne seren yeni rapor, endişe verici verileri ortaya koydu. Yayımlanan son analizlere göre, gezegenimizin okyanusları 2025 yılında muazzam miktarda ısı emerek yeni bir rekora imza attı. İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan karbon kirliliği sonucu atmosferde sıkışıp kalan ısının yüzde 90'ından fazlasının okyanuslar tarafından emildiği belirtiliyor. Bu durum, okyanus ısısını, emisyonlar sıfıra inene kadar durmaksızın devam edecek olan iklim krizinin en çarpıcı ve acımasız göstergelerinden biri haline getiriyor. Milenyumun başlangıcından bu yana neredeyse her yıl, okyanus sıcaklıklarında yeni bir rekor kırıldığı gözlemleniyor.
Bu fazladan biriken ısı, sadece su sıcaklığını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda kıyı topluluklarını vuran kasırga ve tayfunların şiddetini artırıyor, daha yoğun yağışlara ve büyük sel felaketlerine zemin hazırlıyor. Ayrıca deniz yaşamını yok eden uzun süreli deniz ısı dalgalarına neden oluyor. Artan sıcaklık, deniz suyunun termal genleşme yoluyla hacim kazanmasına yol açarak deniz seviyesinin yükselmesini hızlandırıyor ve bu durum milyarlarca insanı tehdit ediyor. Güvenilir okyanus sıcaklığı ölçümleri 20. yüzyılın ortalarına kadar uzansa da, bilim insanları okyanusların en az son 1000 yılın en sıcak seviyesinde olduğunu ve son 2000 yılda herhangi bir dönemden daha hızlı ısındığını belirtiyor.
Atmosferik Veriler ve Isınmanın Boyutları
Atmosfer, okyanuslara kıyasla daha küçük bir ısı deposu işlevi görüyor ve El Niño ile La Niña döngüleri gibi doğal iklim değişimlerinden daha fazla etkileniyor. 2025 yılındaki ortalama yüzey hava sıcaklığının, kayıtların tutulmaya başlandığı 1850 yılından bu yana en sıcak yıl olan 2024'ün ardından, 2023 ile yaklaşık olarak eşitlenerek en sıcak ikinci yıl olması bekleniyor. Gezegen, geçtiğimiz yıl Pasifik Okyanusu döngüsünün daha serin olan La Niña evresine girmişti.
ABD'nin Minnesota eyaletindeki St. Thomas Üniversitesi'nden Prof. John Abraham, yeni verileri üreten ekibin bir parçası olarak yaptığı değerlendirmede, her yıl gezegenin ısındığını ve rekor kırmanın artık sıradanlaşmış bir durum haline geldiğini ifade etti. Küresel ısınmanın aslında okyanus ısınması olduğunu vurgulayan Abraham, Dünya'nın ne kadar ısındığını veya gelecekte ne hızla ısınacağını anlamak için okyanuslara bakılması gerektiğini belirtti.
Bölgesel Etkiler ve Ekosistemdeki Kırılganlaşma
Advances in Atmospheric Sciences dergisinde yayımlanan analiz, okyanuslara yerleştirilen çeşitli cihazlardan toplanan ve üç bağımsız ekip tarafından bir araya getirilen sıcaklık verilerine dayanıyor. Araştırmacılar, ısının çoğunun emildiği okyanusların ilk 2.000 metresindeki ısı içeriğini belirlemek için bu verileri kullandı. Ortaya çıkan tabloya göre okyanusların emdiği ısı miktarı, insanların dünya genelinde kullandığı toplam elektriğin 200 katından fazlasına denk geliyor. Bilim insanları, okyanus ısınmasının Dünya sistemi üzerinde derin etkiler yaratmaya devam ettiği sonucuna vardı.
Okyanus ısınması her bölgede aynı oranda gerçekleşmiyor; bazı bölgeler diğerlerinden çok daha hızlı ısınıyor. 2025 yılında en sıcak bölgeler arasında tropikal ve Güney Atlantik, Kuzey Pasifik ve Güney Okyanusu yer aldı. Antarktika'yı çevreleyen Güney Okyanusu'nda bilim insanları, son yıllarda kış deniz buzu miktarındaki çöküşten derin endişe duyuyor. İklim krizi nedeniyle Kuzey Atlantik ve Akdeniz de giderek ısınıyor, tuzluluk oranı artıyor, daha asidik hale geliyor ve oksijen seviyeleri düşüyor. Araştırmacılar, bu durumun okyanus ekosistemlerini ve destekledikleri yaşamı daha kırılgan hale getiren derinlemesine bir durum değişikliğine neden olduğunu vurguluyor. Dünya'nın ısısı artmaya devam ettiği sürece okyanus ısı içeriğinin de yükseleceği ve rekorların kırılmaya devam edeceği öngörülüyor. En büyük iklim belirsizliği ise insanların ne yapmaya karar vereceği noktasında düğümleniyor.


