Marmara Denizi'nde şaşırtan gelişme: Müsilaj bu yıl neden oluşmadı
Marmara Denizi, son yıllarda sıklıkla karşılaştığı müsilaj tehlikesini bu sonbahar yaşamamış durumda. Ancak uzmanlar, deniz ekosisteminin üzerindeki tehditlerin tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekiyor.
Alemdar II gemisiyle gerçekleşen araştırmalar
İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü, R/V ALEMDAR II araştırma gemisiyle Marmara Denizi'nde dört günlük bir bilim seferi gerçekleştirdi. Gemide yapılan testlerde, denizin güney kesimlerinde müsilaja dair herhangi bir iz bulunmadı.
Müsilajın yokluğu ne anlama geliyor?
İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müsilajın genellikle sonbaharda, su sıcaklıklarının düşmeye başladığı dönemlerde ortaya çıktığını belirtti. "Bu yıl ise, sıcaklık ve besin tuzu seviyeleri dengeli seyrediyor. Bu da müsilajın oluşmasını engelledi." dedi.
Tehditler tamamen sona ermedi
Prof. Dr. Gazioğlu, bu olumlu gelişmenin geçici olduğunu ve deniz ekosisteminin hala kırılgan bir yapı arz ettiğini belirtti. "İklim değişikliği, kirlilik ve aşırı avcılık bu denizin en büyük tehditleri arasında. Bu şartlar devam ettikçe ekosistem üzerinde riskler sürecek." diye ekledi.
Gelecek için öneriler
Gazioğlu, Marmara Denizi'nin geleceğinin korunması için entegre havza yönetimi, ileri seviye atık su arıtım sistemleri ve balıkçılık baskısının azaltılması gibi önlemlerin alınması gerektiğini belirtti. "Denizin direncini artırmak ve müsilaj gibi olayların önüne geçmek için koordineli bir yaklaşım şart." dedi.
Devam eden bilimsel çalışmalar, Marmara Denizi'nin ekosistemini, deniz tabanını ve biyoçeşitliliğini yüksek çözünürlüklü yöntemlerle incelemeye devam ediyor. Bu çalışmalar, gelecekte olabilecek müsilaj risklerini daha iyi anlayarak erken uyarı sistemlerini geliştirmeyi hedefliyor.
Sonuçlar umut verici ama tedbirler şart
Kısa süreli bir rahatlama yaşanmasına rağmen, Marmara Denizi'nin ekosistemini tehdit eden unsurların tamamen ortadan kalkmadığı açıktır. Bu nedenle, denizdeki yaşamın sürdürülmesi için bilim ile desteklenmiş ve sistemli bir şekilde planlanan çevre politikalarına ihtiyaç vardır.

