İsrail basını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İsrail’i tamamen baypas eden tarihi Hicaz Demir Yolu vizyonunu yeniden hayata geçirmek üzere Suudi Arabistan ile anlaştığını yazdı. Gazete, Türkiye'nin bu hamleyle bölgesel krizi devasa bir stratejik kazanca çevirdiğini itiraf etti.
IMEC Öldü, Yeni Rota Türkiye Oldu
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth’ta yayımlanan analiz yazısında, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 9 Haziran'da imzalanan demiryolu ve lojistik işbirliği anlaşması masaya yatırıldı.
Eylül 2023’te ABD öncülüğünde duyurulan ve İsrail’in Hayfa Limanı’nı merkeze alan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomi Koridoru (IMEC) projesinin, bölgedeki savaşla birlikte tamamen çöktüğü belirtilen analizde şu ifadelere yer verildi:
Türkiye ile Suudi Arabistan arasında inşa edilmesi planlanan tren hattının güzergahında tek bir İsrail şehri bile yok. Suudi Arabistan, ulaşım koridoru için bir dönem İsrail’e yaklaşmıştı ancak tercihini Türkiye ile anlaşmaktan yana kullandı. IMEC, Ekim 2023'te İsrail'in Gazze'ye saldırısıyla birlikte öldü ve bir daha da toparlanamadı.
İstanbul’dan Hint Okyanusu’na Nüfuz Alanı
9 Haziran'da Riyad'da imzalanan kapsamlı anlaşmanın, ABD-İran geriliminin ardından neredeyse tamamen kapanan Hürmüz Boğazı’nı baypas ederek Körfez tedarik zincirini güvenceye almayı amaçladığı vurgulandı.
Projenin öne çıkan teknik ve jeopolitik detayları ise şöyle sıralandı:
Yaklaşık 5,5 milyar dolar olan projenin 750 milyon dolarlık kısmı Asya Kalkınma Bankası tarafından şimdiden taahhüt edildi.
Deniz yoluyla 30 günü aşan kargo nakliye süresi, bu hat sayesinde iki haftanın altına inecek.
İstanbul'dan başlayıp Halep, Şam (Suriye) ve Ürdün üzerinden geçerek Suudi Arabistan'ın Haditha Sınır Kapısı'na bağlanacak. Hat, gelecekte Umman ve Hint Okyanusu'na kadar uzanacak.
"Erdoğan En İyi Bildiği İşi Yaptı"
İsrail ordusunun Gazze, Lübnan ve İran hatlarında çok cepheli bir savaş yürüttüğü sırada Ankara'nın diplomatik ve ticari bir atak yaptığı belirtilen yazıda, "İsrail ordusu birden fazla cephede savaşırken, Erdoğan bu dönemi en iyi bildiği işi yaparak geçirdi; bölgesel felaketi, stratejik kazanca dönüştürdü" denildi.
Yazıda, yeni koridorun Türkiye'ye Osmanlı dönemi Hicaz Demir Yolu vizyonunu canlandıran küresel bir güç alanı sağladığı belirtilerek şu çarpıcı değerlendirmeyle son verildi:
Erdoğan artık sadece haritaya geri dönmekle kalmadı, haritanın bizzat kendisi oldu. Türkiye'nin demir yolu ağından akacak olan milyarlar, Şam'da faaliyet gösterecek Türk bankaları ve Erdoğan'ın nüfuz alanından transit geçecek Suudi yükleri, sıradan ekonomik işlemler değildir. Bunlar, önümüzdeki on yılın bölgesel düzeninin temelleridir.

