Basına kapalı gerçekleşen görüşmenin ardından Washington Büyükelçiliği’nde açıklamalarda bulunan Lula, görüşmeyi "çok verimli" olarak nitelendirirken, dış politikada özellikle İran ve bölgesel krizlere dair çarpıcı mesajlar verdi.
Türkiye ile Hazırlanan Nükleer Anlaşma Gündemde
Görüşmenin en dikkat çekici maddelerinden biri, 2010 yılında Türkiye ve Brezilya’nın arabuluculuğunda hazırlanan İran nükleer anlaşması oldu. Lula da Silva, söz konusu anlaşma metninin bir nüshasını bizzat Trump’a sunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
O günkü anlaşma çerçevesi bugünkünden daha iyiydi. Dönemin liderleri Obama ve Merkel’in itirazlarına rağmen Tahran’a giderek İran’ı nükleer silah üretmeme konusunda ikna etmiştik. Bu, diplomasi adına atılmış çok önemli bir adımdı.
Lula, 2010’daki metni "çok iyi bir anlaşma" olarak tanımlarken, güncel müzakerelerin o dönemki başarının gerisinde kaldığını ima etti.
Küresel Krizler ve BM’ye Eleştiri
Brezilya’nın her zaman barıştan yana bir tutum sergilediğini hatırlatan Lula da Silva, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına karşı olduğunu bir kez daha yineledi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısını eleştiren lider, veto hakkı olan ülkelerin bu ayrıcalığı nedeniyle küresel sorunların çözülemediğini ve sistemin etkisiz kaldığını vurguladı.
Trump ile yaptığı görüşmede Latin Amerika’daki sıcak gelişmelere de değinen Lula; Küba ve Venezuela meselelerinde "savaştan yana olmadıklarını" net bir şekilde ifade ettiğini dile getirdi.
"Brezilya’ya Umutlu Dönüyorum"
İkili ve ticari ilişkiler açısından ABD ziyaretinden memnun ayrıldığını belirten Lula da Silva, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğine dair umutlu olduğunu söyledi. Brezilya’nın başka ülkelerin iç işlerine veya seçim süreçlerine müdahale etmediğini hatırlatan Devlet Başkanı, ABD’nin de aynı karşılıklılık ilkesiyle hareket edeceğine inandığını belirterek açıklamasını sonlandırdı.

