Raporda, enerji dönüşümünün Paris İklim Anlaşması hedefleriyle uyumlu olmadığı vurgulanırken, 2100 yılına kadar küresel sıcaklık artışı senaryolara göre 1,9 ila 2,7 derece arasında olacak. Elektrifikasyon hızla artarken, özellikle veri merkezleri, sanayi ve binalar elektrik talebini artırıyor; 2050’de elektrik tüketiminin 2023 seviyesinin 2 katına çıkması bekleniyor.
FOSİL YAKITLARIN HÂKİMİYETİ SÜRÜYOR
Rapora göre, 2050’de enerji tüketiminin yüzde 41–55’i fosil yakıtlardan sağlanacak. Doğal gazın payı artarken, kömür kullanımı Çin, Hindistan ve Endonezya’da yüksek kalacak. Küresel petrol talebinin 2030’a kadar günlük 103–109 milyon varil aralığında zirve yapması öngörülüyor.
DÜŞÜK KARBON TEKNOLOJİLERİNDE GERİDE KALINDI
Düşük karbon teknolojilerinin yayılımı, hedeflerin gerisinde kalmış durumda. 2030 hedeflerine yönelik ilerleme yalnızca Çin’in elektrikli araçlar, ABD ve AB’nin nükleer enerji alanında gözlemleniyor. Güneş enerjisinde potansiyel bulunurken, rüzgar projelerindeki maliyet artışları birçok yatırımın iptal edilmesine yol açtı.
GELECEK İÇİN VURGULAR
Raporda, enerji dönüşümünün karbon azaltımı, enerji güvenliği ve ekonomik sürdürülebilirlik ekseninde ele alınması gerektiği belirtiliyor. McKinsey, “Uygun fiyatlı, güvenilir ve düşük karbonlu enerji çözümleri bir arada sunulmadıkça küresel enerji dönüşümü mümkün olmayacak” değerlendirmesinde bulundu.
KÜRESEL TALEP ARTIŞI DEVAM EDİYOR
Geçen yıl küresel birincil enerji talebi yaklaşık yüzde 2 arttı, bu artışın yaklaşık yüzde 65’i Asya-Pasifik bölgesinden kaynaklandı. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, petrolün enerji talebindeki payı ilk kez yüzde 30’un altına düşerken, kömür talebi yüzde 1 arttı. Bu veriler, fosil kaynaklara bağımlılığın hala önemli olduğunu ortaya koyuyor.

