Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan yeni Ebola salgını nedeniyle vaka ve ölüm sayıları hızla yükseliyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), salgının yayılma hızı ve ölçeği karşısında derin endişe duyulduğunu açıklarken, küresel sağlık liderleri virüsle mücadele etmek amacıyla henüz geliştirme aşamasında olan deneysel aşı ve ilaçların kullanımını değerlendirmeye aldı.
DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgının başlangıcından bu yana ülkede en az 500 şüpheli vaka ve 130 şüpheli ölüm bildirildiğini açıkladı. Cuma günü yapılan ilk duyuruda vaka sayısı 200, can kaybı ise 65 olarak kaydedilmişti. Mevcut salgından sorumlu olan Bundibugyo suşu için henüz onaylanmış bir aşı veya tedavi yöntemi bulunmuyor. Vakaların büyük kısmının görüldüğü Ituri eyaletindeki DSÖ yetkilileri, bu durum nedeniyle salgını kontrol altına almanın uzun zaman alabileceğini belirtiyor.
Ebola Salgını Uluslararası Acil Durum İlan Edildi
DSÖ Kongo Temsilcisi Anne Ancia, Cenevre'de yaptığı açıklamada, salgının iki ay içinde bitmesini beklemediklerini vurgulayarak geçmişte iki yıl süren ve 2 bin 300 kişinin ölümüne yol açan büyük salgını hatırlattı. Ancia, uluslararası düzeyde hangi aday aşıların veya tedavilerin mevcut olduğunu ve bunların mevcut salgında kullanılıp kullanılamayacağını araştırdıklarını ifade etti. Örgüt, ülkelere yönelik tavsiyeleri belirlemek ve aşılar ile tedavileri değerlendirmek üzere acil durum komitesini ve teknik grubu toplama kararı aldı.
Mevcut Ebola Aşıları Yeni Suşa Karşı Yetersiz Kalıyor
Şu anda kullanımda olan aşılar yalnızca 1976 yılında tanımlanan Zaire suşuna karşı koruma sağlıyor. Uzmanlar, geçmişte kullanılan bu aşıların mevcut Bundibugyo suşuna karşı doğrudan uygulanamayacağını ve daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor. Salgının coğrafi yayılımı laboratuvar testleriyle de doğrulanıyor; Ituri'de 30 vaka kesinleşirken, virüs komşu ülke Uganda’nın başkenti Kampala’ya da sıçradı. Ayrıca, testi pozitif çıkan bir ABD vatandaşının tedavi için Almanya’ya nakledildiği bildirildi.
Salgının kontrol altına alınmasını zorlaştıran en büyük etkenlerden biri, bölgedeki süregelen silahlı çatışmalar olarak öne çıkıyor. Bölgede yoğunlaşan çatışmalar nedeniyle 100 binden fazla insan yerinden oldu. DSÖ lideri Ghebreyesus, virüsün kentsel alanlara yayılmasının ve sağlık çalışanları arasında görülmesinin yayılım riskini artırdığını, nüfus hareketliliğinin durumu daha da kritik hale getirdiğini ifade etti.
Sağlık Sistemi ve Altyapı Sorunları Mücadeleyi Zorlaştırıyor
Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Uluslararası Tıbbi Genel Sekreteri Dr. Maria Guevara, bölgedeki sağlık sisteminin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ve halkın temel sağlık hizmetlerine erişemediğini belirtti. Çatışmalar nedeniyle rutin aşılama çalışmalarının yapılamadıgını ve bölgenin geçen yıl ciddi kolera salgınlarıyla mücadele ettiğini hatırlatan Guevara, topluluğun diğer salgınlar, sıtma ve anne ölümleri gibi sorunlarla boğuşurken Ebola protokollerine uyum sağlamakta zorlandığına dikkat çekti.
Krizle mücadele kapsamında DSÖ, bölgeye ulusal ekiplerle birlikte çalışmak üzere 40'tan fazla uzman sevk etti. Ayrıca başkent Kinşasa ve Nairobi'den, saha çalışanlarının korunması için 12 tonluk tıbbi koruyucu ekipman ve malzeme ulaştırıldı. Enfekte kişilerin veya hayvanların vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşan Ebola virüsü, yüksek ateş, kusma ile iç ve dış kanamalara yol açıyor. DSÖ verilerine göre, virüsün ortalama ölüm oranı %50 civarında seyrediyor. Bu gelişme, ülkede virüsün keşfinden bu yana kayıtlara geçen 17. Ebola salgını oldu.


