İlk Yılları ve Eğitimi
11 Kasım 1944'te İstanbul'un Fatih ilçesinde dünyaya gelen Kemal Sunal, Malatyalı bir ailenin ilk çocuğuydu. Babası Migros'tan emekli Mustafa Sunal, annesi Saime Sunal'dır. Cemil ve Cengiz adında iki kardeşi bulunan sanatçı, ilkokulu Mimar Sinan İlkokulu'nda tamamladıktan sonra Vefa Lisesi'nden mezun oldu. Eğitim hayatı boyunca çeşitli işlerde çalışmak zorunda kalan Sunal, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun olana kadar tiyatro ve iş hayatını bir arada yürüttü.
Tiyatro Kariyeri
Sunal'ın sanat hayatı, Vefa Lisesi yıllarında amatör olarak oynadığı Zoraki Tabip oyunu ile başladı. Felsefe öğretmeni Belkıs Balkır'ın desteğiyle Müşfik Kenter'in tiyatrosunda profesyonel olarak sahneye çıkan Sunal, kısa sürede yeteneğiyle dikkat çekti. Ulvi Uraz, Ayfer Feray ve Devekuşu Kabare gibi tiyatrolarda sahne aldıktan sonra, ünlü yönetmen Ertem Eğilmez'in dikkatini çekti ve 1972 yılında Tatlı Dillim filmiyle sinema dünyasına adım attı

Sinema Kariyeri ve 'İnek Şaban'
Sunal, 1974'te Salako ile ilk başrolünü üstlendi. Aynı yıl çekilen Hababam Sınıfındaki 'İnek Şaban' karakteriyle geniş kitlelerce tanındı ve bu rol, onun adının 'Şaban' olarak anılmasını sağladı. Komedi filmlerinde saf, iyi niyetli karakterleri canlandıran Sunal, aynı zamanda dram türünde de rol alarak geniş bir oyunculuk yelpazesi gösterdi.
1976–1979 yılları arasında Tosun Paşa, Süt Kardeşler, Kapıcılar Kralı gibi unutulmaz filmlerde rol alan Sunal, Altın Portakal'da 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülünü kazandı. Şener Şen, Adile Naşit, Halit Akçatepe gibi dönemin usta oyuncuları ile çalışarak Türk sinemasının simge isimlerinden biri haline geldi.

Son Yılları ve Ölümü
1990'lı yıllarda televizyon dizilerine yönelen Sunal, 1999'da Propaganda filmiyle sinema kariyerini tamamladı. Aynı yıl 55 yaşında, Balalayka filminin çekimleri için Trabzon'a giderken uçakta kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Zincirlikuyu Mezarlığı'nda defnedilen Sunal, ardında unutulmaz karakterler ve nesiller boyu izlenen filmler bıraktı.

Mirası
Kemal Sunal, sadece bir komedi oyuncusu değil, halkın içinden bir kahraman olarak Türk sinemasına damgasını vurdu. 'İnek Şaban' başta olmak üzere canlandırdığı karakterler, mizahın ve insan sevgisinin birleştiği bir sinema anlayışını temsil ediyor.


