Ekim 2025'te uluslararası arabulucuların desteğiyle sağlanan ateşkes mutabakatı kapsamında, İsrail'in Gazze Şeridi'nde asker bulundurduğu ve kontrol ettiği alan "Sarı Hat" olarak haritalandırılmıştı. Bu anlaşmaya göre işgal altındaki bölge, Gazze'nin yüzde 53'ünü kapsayacak şekilde sınırlandırılmıştı. Ancak son dönemde sahadaki gelişmeler ve İsrail ordusunun yardım kuruluşlarıyla paylaştığı güncel haritalar, durumun farklı bir boyuta taşındığını ortaya koydu.
Sınırın "Turuncu Hat" adı altında fiili olarak yüzde 60'a çıkarıldığı tespit edilirken, Netanyahu'nun son açıklamaları ordunun bu sınırları çok daha ileri taşıma talimatı aldığını resmen doğrulamış oldu. Yerinden edilmiş yüz binlerce Filistinli, sınırların sürekli değişmesi nedeniyle her geçen gün daha dar ve altyapıdan yoksun bölgelere hapsediliyor. Bu durum, sivillerin temel yaşam malzemelerine, temiz suya ve sağlık hizmetlerine erişimini neredeyse imkansız hale getiriyor.
Lübnan Cephesinde Gerilim Tırmanıyor
Gazze'deki harita değişikliklerinin yanı sıra kuzey cephesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan İsrail Başbakanı, Lübnan topraklarına yönelik saldırıların da yoğun bir şekilde devam ettiğini kaydetti. Çatışmaların seyrine dair veriler paylaşan Netanyahu, ordunun son bir haftalık süreçte gerçekleştirdiği hava ve kara destekli operasyonlarda 350 Hizbullah mensubunun öldürüldüğünü iddia etti.
Bölgeden aktarılan gelişmeler, İsrail'in eşzamanlı olarak iki farklı cephede yürüttüğü askeri faaliyetlerin tüm Orta Doğu'daki bölgesel istikrarı derinden sarstığına işaret ediyor. Uzmanlar, hem Gazze'deki alan genişletme çabalarının hem de Lübnan'a yönelik artan harekatların bölgedeki güvenlik dengesini daha da kırılgan hale getirdiği uyarısında bulunuyor.
Diplomatik Çözüm Umutları Zorlaşıyor
Uluslararası toplumun kalıcı barış, ateşkes sınırlarına uyulması ve insani yardım koridorlarının açık tutulması yönündeki çağrılarına rağmen sahadaki işgal alanının genişletilmesi, krizin çözümünü zorlaştırıyor. Gazze Şeridi'nde halihazırda daracık bir şeride sıkışmak zorunda kalan sivillerin akıbeti, güncellenen askeri sınırlar ve devam eden operasyonlar nedeniyle büyük bir belirsizlik taşıyor. Gözler şimdi, genişleyen askeri operasyonlara ve derinleşen insani drama karşı küresel aktörlerin atacağı adımlara çevrilmiş durumda.

