Görüşmelerin, iki ülke arasında yürütülen diplomatik sürecin devamı niteliğinde olacağı bildirildi.
Mukaddem, ABD merkezli X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, İran heyetinin Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in daveti üzerine İslamabad’a gideceğini belirtti.
Açıklamada, görüşmelerin İran tarafından önerilen 10 maddelik plan çerçevesinde yürütüleceği ifade edildi.
“Diplomatik Süreç Sabote Ediliyor” İddiası
Mukaddem, İsrail’in diplomatik girişimleri sabote etmeye çalıştığını ve ABD ile varılan ateşkesin ihlal edildiğini öne sürdü. Bu nedenle İran kamuoyunda sürece dair bazı şüphelerin oluştuğu ifade edildi.
Buna rağmen İran heyetinin görüşmelere katılacağı vurgulanarak, diplomatik sürecin tamamen durmadığı mesajı verildi.
Görüşmenin Detayları Belirsiz
Görüşmelerin yüz yüze mi yoksa dolaylı mı gerçekleştirileceği, ayrıca İran heyetine kimin başkanlık edeceği konusunda ise henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Ateşkes Sürecinin Arka Planı
ABD ve İsrail’in İran’a 28 Şubat’ta başlattığı saldırılarla tırmanan gerilim, İran’ın misillemeleriyle bölgesel bir çatışma haline gelmişti. Bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan’da geçici ateşkesi kabul ettiğini açıklamıştı.
Trump ayrıca ateşkesin, Hürmüz Boğazı’nın açık kalması ve İran’ın 10 maddelik teklifinin müzakere edilmesi şartlarına bağlı olduğunu ifade etmişti.
Bölgesel Diplomasi ve Müzakere Çabaları
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, nihai müzakerelerin İslamabad’da en geç 15 gün içinde sonuçlandırılmasının hedeflendiğini duyurmuştu.
Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın da ABD-İran arasındaki temasların sürmesi ve diplomatik çözüm bulunması için aktif rol oynadığı belirtiliyor.
İsrail Faktörü ve Bölgesel Gerilim
Geçici ateşkesi desteklediğini açıklayan İsrail yönetimi ise Lübnan’ın anlaşma kapsamına dahil edilmediğini savunarak saldırılarını sürdürmeye devam ediyor. Bu durum, bölgedeki gerilimin tamamen sona ermediğine işaret ediyor.
Genel Değerlendirme
İran heyetinin İslamabad ziyareti, ateşkes sürecinin kritik bir diplomatik aşamaya geçtiğini gösteriyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve bölgesel aktörlerin farklı pozisyonları, sürecin kırılgan yapısını koruyor.
