Dijital teknolojilerin gelişmesiyle, kullanıcı verilerinin toplanması ve hedeflenmiş reklamcılık alanında büyük ilerlemeler yaşandı.
Sosyal medya platformları, kullanıcıların hareketlerini yalnızca kendi platformları içinde değil, platform dışındaki aktivitelerden de takip ederek, “gölge profil” yöntemiyle kişi hakkında veri toplayabiliyor. Bu sayede, kullanıcı platforma üye olmasa bile IP adresi ve tarayıcı parmak izi üzerinden bir profil oluşturulabiliyor.
İnternetin Her Yerinde Google’ın “Gözü”
DuckDuckGo’nun "Tracker Radar" verilerine göre, Google internet sitelerinde en fazla takipçi sayısına sahip şirket olarak öne çıkıyor. Her 10 siteden yaklaşık 7’sinde kullanıcı verilerini görebiliyor. Microsoft yüzde 30 ve Facebook yüzde 19,7 ile listede dikkat çekerken, TikTok’un sahibi ByteDance yaklaşık yüzde 5 ile geride kalıyor.
ABD merkezli bir araştırma, hastanelerin yüzde 66’sının takip pikselleri kullandığını ortaya koydu. Bu pikseller, hastaların hangi kliniğe tıkladığını veya hangi sağlık bilgisini aradığını büyük teknoloji şirketlerine iletiyor. Yaklaşık 3 milyon kişinin etkilendiği bir olayda, Meta ve Google’a karşı şikayetler mahkemeye taşındı.
Takip Piksellerinin Yasal Boyutu
Takip piksellerinin kullanımı kendi başına yasadışı olmasa da, KVKK ve GDPR gibi düzenlemelere tabi bulunuyor. Zorunlu olmayan pikseller için kullanıcıdan açık rıza alınması ve şeffaf bilgilendirme yapılması gerekiyor. ABD’de ise özellikle sağlık verilerinin rızasız paylaşımı nedeniyle Meta ve Google’a 50’den fazla toplu dava açıldı ve FTC milyonlarca dolar ceza verdi.
Takip pikselleri, reklam ve kullanıcı davranış analizi açısından şirketlere büyük kazanç sağlasa da, mahremiyet ve yasal sınırlar konusunda ciddi tartışmalara yol açıyor.

